وعن مُحَمَّدِ بنِ سِيرِينَ، عن أبي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، قالَ: لَقَدْ رَأَيْتُني وَإنِّي لأَخِرُّ فِيما بَيْنَ مِنْبَرِ رسولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم إلى حُجْرَةِ عائِشَةَ رضي الله عنها مَغْشِيًّا عَلَيَّ، فَيَجِيءُ الجائِي، فَيَضَعُ رِجْلَهُ عَلَى عُنُقِي، وَيَرَى أَنِّي مَجْنُونٌ، وَما بي مِنْ جُنُونٍ، ما بي إلَّا الجُوعُ.
Muhammed İbni Sirin’den nakledildiğine göre Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) minberi ile Hz. Aişe’nin odası arasında bayılıp düştüğümü biliyorum. Biri gelip beni deli sanıp âdetleri üzere ayağını boynuma koyardı. Oysa ben deli değildim; açlıktan başka bir derdim de yoktu.