Riyazus Salihin

536 numaralı hadis

وعن أبي بِشْرٍ قَبِيصَةَ بنِ المُخَارِقِ رضي الله عنه قال: تَحَمَّلْتُ حَمَالَةً فَأَتَيْتُ رسُولَ الله صلى الله عليه وسلم أَسْأَلُهُ فيها فقال: أَقِمْ حَتَّى تَأْتِيَنَا الصَّدَقَةُ فَنَأْمُرَ لكَ بها، ثُمَّ قال: يَا قَبِيصَةُ، إِنَّ المَسْأَلَةَ لاَ تَحِلُّ إِلَّا لِأَحَدِ ثَلاثَةٍ: رَجُلٍ تَحَمَّلَ حَمَالَةً، فَحَلَّتْ لَهُ المَسْأَلَةُ حَتَّى يُصِيبَها ثُمَّ يُمْسِكُ، وَرَجُلٍ أَصابَتْهُ جَائِحَةٌ اجْتَاحَتْ مالَهُ، فَحَلَّتْ لَهُ المَسْأَلَةُ حَتَّى يُصِيبَ قِوَاماً مِنْ عَيْشٍ، أَوْ قال: سِدَاداً مِنْ عَيْشٍ، وَرَجُلٍ أَصابَتْهُ فَاقَةٌ، حَتَّى يَقُولَ ثَلاثَةٌ مِنْ ذَوِي الحِجَى مِنْ قَوْمِهِ: لَقَدْ أَصابَتْ فُلاناً فَاقَةٌ، فَحَلَّتْ لَهُ المَسْأَلَةُ حَتَّى يُصِيبَ قِوَاماً مِنْ عَيْشٍ، أَوْ قال: سِدَاداً مِنْ عَيْشٍ. فَمَا سِوَاهُنَّ مِنَ المَسْأَلَةِ يَا قَبِيصَةُ سُحْتٌ، يَأْكُلُهَا صَاحِبُهَا سُحْتاً.

Ebu Bişr Kabisa ibn-il Muharik (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir takım büyük işler yüklendim de ağır borç altına girdim ve bu yüzden Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e müracaat ettim. O da bana: “Biraz bekle, sadaka malı gelsin de ondan sana verilmesini emrederiz.” dedi ve şöyle devam etti: “Ey Kabisa, dilenmek ve istemek yalnızca üç kimse için helaldir: Kan davası için diyet borcu altına giren veya büyük bir meblağ için kefil olup borç altına giren kimsenin, o borcu ödeyinceye kadar istemesi helaldir; sonra dilenmekten vazgeçer. Bütün mal varlığını yok eden bir felakete uğramış kimsenin, geçimini yoluna koyacak kadar istemesi helaldir; sonra dilenmeyi bırakır. Son derece fakirliğe düşüp de kavminden aklı başında üç kişinin, ‘Filan çok fakir düştü.’ diye şahitlik ettiği kimsenin de geçimini temin edecek kadar isteyip dilenmesi helaldir. Ey Kabisa, bu hallerin dışında dilenmek haramdır. Dilenen, haram yemiş olur.” (Müslim, Zekat 109)

Riyazus-Salihin 536