Riyazus Salihin

643 numaralı hadis

وعن عائشة رضي الله عنها أنها قالت للنبيِّ ﷺ: هل أتى عليك يومٌ كان أشدَّ من يوم أُحدٍ؟ قال: لقد لقيتُ من قومك، وكان أشدَّ ما لقيتُ منهم يوم العقبة، إذ عرضتُ نفسي على ابن عبد ياليل بن عبد كلال، فلم يُجبني إلى ما أردتُ، فانطلقتُ وأنا مهمومٌ على وجهي، فلم أستفق إلا وأنا بقرن الثعالب، فرفعتُ رأسي، فإذا أنا بسحابةٍ قد أظلتني، فنظرتُ فإذا فيها جبريل عليه السلام، فناداني فقال: إن الله تعالى قد سمع قول قومك لك، وما ردوا عليك، وقد بعث الله إليك ملك الجبال لتأمره بما شئت فيهم، فناداني ملك الجبال، فسلم عليَّ ثم قال: يا محمد، إن الله قد سمع قول قومك لك، وأنا ملك الجبال، وقد بعثني ربي إليك لتأمرني بأمرك، فما شئت؟ إن شئت أطبقتُ عليهم الأخشبين. فقال النبي ﷺ: بل أرجو أن يُخرج الله من أصلابهم من يعبد الله وحده لا يشرك به شيئاً.

Aişe (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre bir gün Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, “Ey Allah’ın Peygamberi! Uhud gününden daha şiddetli bir gün yaşadın mı?” diye sordum. Şöyle cevap verdi: “Evet, senin kavminden çok kötülük gördüm. Onlardan gördüğüm sıkıntının en şiddetlisi Akabe gününde idi. O gün ben Taifli Abdü Külal’in oğlu İbni Abdü Yalil’e sığınmak istemiştim de beni kabul etmemişti. Ben de geri dönmüş, derin üzüntüler içinde dalgın dalgın yürüyüp gidiyordum. Karnü’s-Seâlib’e varıncaya kadar kendime gelemedim. Orada başımı kaldırıp baktığımda bir bulutun beni gölgelediğini gördüm. Dikkatlice bakınca bulutun içinde Cebrail’i gördüm. Cebrail bana seslenerek, ‘Allah, kavminin sana ne söylediğini ve seni himayeyi nasıl reddettiğini duymuştur. Onlara dilediğini yapabilmen için sana dağlar meleğini göndermiştir’ dedi. Bunun üzerine dağlar meleği bana seslenerek selam verdi. Sonra da, ‘Ey Muhammed! Kavminin sana ne dediğini Allah işitti. Ben dağlar meleğiyim. Ne emredersen yapmam için Allah beni sana gönderdi. Ne yapmamı istiyorsun? Dilersen Ahşabeyn denilen şu iki dağı onların başına kapatıvereyim’ dedi. O zaman ben, ‘Hayır! Allah’ın, onların soylarından sadece Allah’a ibadet edecek ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayacak kimseler çıkaracağını ümit ederim’ dedim.”

Riyazus-Salihin 643