وعن أبي هريرة رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: سَبْعَةٌ يُظِلُهُمُ الله في ظِلهِ يَومَ لاَ ظِل إلا ظِلُّه: إمَامٌ عَادِلٌ، وشَابٌّ نَشَأَ في عِبَادَةِ الله تَعَالَى، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ في المَسَاجِدِ، وَرَجُلان تَحَابَّا في الله، اجتَمَعا عليهِ، وتَفَرَّقَا عَلَيهِ، ورجُلٌ دَعَتهُ امرأةٌ ذَاتُ مَنصِبٍ وجَمَال، فَقال: إني أخافُ الله، وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ، فَأَخْفَاهَا حَتَّى لا تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ، وَرَجُلٌ ذَكَرَ الله خَالِياً فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ.
Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah yedi insanı arşının gölgesinde barındıracaktır: Adaletli devlet başkanı, Allah’a ibadet ve itaat ederek yetişen genç, Kalbi mescidlere bağlı kimse, Allah için sevişip bu uğurda bir araya gelip ayrılan kişiler, Makam ve güzellik sahibi bir kadının zina çağrısını, ‘Ben Allah’tan korkarım.’ diyerek reddeden kimse, Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse, Kendi başına kaldığında Allah’ı anarak gözyaşı akıtan kimse.” (Buhari, Ezan 36; Müslim, Zekat 91)