وعن أبي سُلَيْمَانَ مَالِكِ بْنِ الحُوَيْرِثِ رضي الله عنه قال: أَتَيْنَا رسولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ شَبَبَةٌ مُتَقَارِبُونَ، فَأَقَمْنَا عِنْدَهُ عِشْرِينَ لَيْلَةً، وكان رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم رَحِيمًا رَفِيقًا، فَظَنَّ أَنَّا قَدِ اشْتَقْنَا أَهْلَنَا، فَسَأَلَنَا عَمَّنْ تَرَكْنَا مِنْ أَهْلِنَا فَأَخْبَرْنَاهُ، فقال: ارْجِعُوا إلى أَهْلِيكُمْ، فَأَقِيمُوا فِيهِمْ، وَعَلِّمُوهُمْ وَمُرُوهُمْ، وَصَلُّوا صَلَاةَ كَذَا فِي حِينِ كَذَا، وَصَلُّوا كَذَا فِي حِينِ كَذَا، فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلَاةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ أَحَدُكُمْ، وَلْيَؤُمَّكُمْ أَكْبَرُكُمْ. زاد البخاري في روايةٍ له: وَصَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي.
Ebû Süleyman Mâlik ibni Huveyris (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Biz Rasûlullah’ın yanına gelmiştik; aynı yaşlarda gençlerdik. Yirmi gece boyunca yanında kalmıştık. Rasûlullah çok merhametli ve şefkatli bir kimseydi. Bizim yakınlarımızı özlediğimizi anlayınca geride kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de söyleyince şunları söyledi: “Haydi, ailelerinizin yanına dönünüz. Orada kalınız, onlara dininizi öğretiniz ve yapmaları gerekenleri emrediniz. Şu namazı şu vakitte, bu namazı bu vakitte kılınız. Namaz vakti gelince biriniz ezan okusun, en yaşlınız da imam olsun.” (Buhârî, Ezân 17; Müslim, Mesâcid 292) Buhârî’nin başka bir rivayeti ise şöyledir: “Namazı beni kılarken gördüğünüz şekilde kılınız.” (Buhârî, Ahbârü’l-âhâd 1)