Riyazus Salihin

798 numaralı hadis

وعن قيس بن بشرٍ التغلبيِّ قال: أخبرني أبي، وكان جليساً لأبي الدرداء، قال: كان بدمشق رجلٌ من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم يقال له سهل بن الحنظلية، وكان رجلاً متوحِّداً قلَّما يجالس الناس، إنما هو صلاة، فإذا فرغ فإنما هو تسبيحٌ وتكبيرٌ حتى يأتي أهله. فمرَّ بنا ونحن عند أبي الدرداء، فقال له أبو الدرداء: كلمةً تنفعنا ولا تضرك. قال: بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم سريةً فقدمت، فجاء رجلٌ منهم فجلس في المجلس الذي يجلس فيه رسول الله صلى الله عليه وسلم، فقال لرجل إلى جنبه: لو رأيتنا حين التقينا نحن والعدو، فحمل فلانٌ وطعن، فقال: خذها مني، وأنا الغلام الغفاري. كيف ترى في قوله هذا؟ قال: ما أراه إلا قد بطل أجره. فسمع بذلك آخر فقال: ما أرى بذلك بأساً. فتنازعا حتى سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم، فقال: «سبحان الله! لا بأس أن يؤجر ويُحمد». فرأيت أبا الدرداء سُرَّ بذلك، وجعل يرفع رأسه إليه ويقول: أأنت سمعت ذلك من رسول الله صلى الله عليه وسلم؟ فيقول: نعم. فما زال يعيد عليه حتى إني لأقول: ليبركنَّ على ركبتيه. قال: فمرَّ بنا يوماً آخر، فقال له أبو الدرداء: كلمةً تنفعنا ولا تضرك. قال: قال لنا رسول الله صلى الله عليه وسلم: «المنفق على الخيل كالباسط يده بالصدقة لا يقبضها». ثم مرَّ بنا يوماً آخر، فقال له أبو الدرداء: كلمةً تنفعنا ولا تضرك. قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «نعم الرجل خُرَيمٌ الأسديُّ، لولا طول جُمَّته وإسبال إزاره!». فبلغ ذلك خريماً، فعجَّل، فأخذ شفرةً فقطع بها جُمَّته إلى أذنيه، ورفع إزاره إلى أنصاف ساقيه. ثم مرَّ بنا يوماً آخر، فقال له أبو الدرداء: كلمةً تنفعنا ولا تضرك. قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إنكم قادمون على إخوانكم، فأصلحوا رحالكم، وأصلحوا لباسكم، حتى تكونوا كأنكم شامةٌ في الناس، فإن الله لا يحب الفحش ولا التفحش».

Kays ibni Bişr et-Tağlibi şöyle demiştir: Bana Ebu’d-Derda’nın yakın dostu olan babam şöyle anlattı: “Dımaşk’ta Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in ashabından Sehl ibni Hanzaliyye denilen bir kimse vardı. Bu adam yalnız başına yaşar ve insanlar arasına pek çıkmazdı. Hep namaz kılar, namazdan ayrılıp çoluk çocuğunun yanına giderken de tekbir ve tesbihlerle meşgul olurdu. Biz Ebu’d-Derda’nın yanında otururken bu adam yanımıza uğradı. Ebu’d-Derda ona: - Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. Sehl ibni Hanzaliyye şunları söyledi: - Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir seriyye göndermiş, bu seriyye vazifesini yaparak geri dönmüştü. Onlardan bir asker gelip Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in oturduğu yere oturdu ve yanındaki adama şöyle dedi: - Düşmanla karşılaştığımız zaman bizi bir görseydiniz. Falan kimse düşmana saldırıp mızrağını sapladı ve “Al sana, ben Gıfarlı bir delikanlıyım.” dedi. Delikanlının bu sözünü nasıl buluyorsun? diye sordu. Öbür adam: “Bana kalırsa o kimsenin bütün sevabı yok oldu.” cevabını verdi. Bu sözü işiten bir başkası: “Bu sözde bir sakınca görmüyorum.” dedi. Bunun üzerine ikisi münakaşa ettiler. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bunu duydu ve: “Sübhanallah! Bu kişinin sevap kazanmasında ve övülmesinde bir sakınca yoktur.” buyurdu. Ben Ebu’d-Derda’nın buna sevindiğini ve başını kaldırıp adama: “Sen bunu Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den bizzat kendin işittin mi?” diye sorduğunu gördüm. Adam: Evet, bizzat işittim, dedi. Ebu’d-Derda adama aynı soruyu tekrar edip duruyordu. Hatta ben kendi kendime: Adam dizleri üzerine çökecek, diyordum. Babam sözlerine şöyle devam etti: Sehl ibni Hanzaliyye başka bir gün yine yanımıza uğramıştı. Ebu’d-Derda bu defa ona: - Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. O da şunu söyledi: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize şöyle buyurdu: “Cihat için hazır tuttuğu atı yedirip içiren ve ona güzelce bakan kimse, durmadan sadaka veren ve elini hiç kapatmayan kimse gibidir.” Bu zat başka bir gün bize yine uğramıştı. Ebu’d-Derda yine ona: - Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. Bunun üzerine Sehl ibni Hanzaliyye şunları söyledi: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Hüreym el-Esedî ne iyi adamdır! Keşke saçlarını ve elbisesinin eteklerini uzatmasaydı.” Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in bu sözü Hüreym’e ulaşınca hemen eline bir ustura alıp saçlarını kulakları hizasına kadar kesti, elbisesinin eteğini de baldırlarının yarısına kadar kaldırdı. Sehl ibni Hanzaliyye bir gün yine bize uğramıştı. Ebu’d-Derda da kendisine: - Bize fayda sağlayacak, sana da zararı olmayacak bir söz söyle, dedi. O da şu cevabı verdi: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim: “Sizler kardeşlerinizin yanına gidiyorsunuz. Binit hayvanlarınızı düzene koyun, elbiselerinize de çeki düzen verin ki insanlar arasında yüzdeki ben gibi fark edilen kimseler olun. Çünkü Allah kötü sözü ve çirkin davranışı sevmez.”

Riyazus-Salihin 798