وعنهُ قال: كانَ النَّبيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إذا قَفَلَ مِنَ الحَجِّ أَوِ العُمْرَةِ كُلَّمَا أَوْفَى عَلى ثَنِيَّةٍ أَوْ فَدْفَدٍ كَبَّرَ ثَلاثاً، ثُمَّ قَالَ: لا إلهَ إلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ على كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. آيِبُونَ تَائِبُونَ عَابِدُونَ سَاجِدُونَ لِرَبِّنَا حَامِدُونَ. صَدَقَ اللهُ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ الأحْزَابَ وَحْدَهُ. وفي روايةٍ لمسلم: إذا قَفَلَ مِنَ الجُيُوشِ أوِ السَّرَايَا أَوِ الحَجِّ أوِ العُمْرَةِ.
Yine İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hac ve umreden dönerken her yokuş ve yüksek yere çıktığında üç kere “Allahüekber” der, sonra: “Allah’tan başka ilah yoktur, onun ortağı yoktur, mülk onundur, hamd ona mahsustur, onun her şeye gücü yeter. Artık dönüyoruz; günahlarımızdan tevbe ediyor, Allah’a ibadet, secde ve hamd ediyoruz. Allah verdiği sözü yerine getirdi, kuluna yardım etti ve tek başına düşman ordularını hezimete uğrattı” buyururdu. (Buhari, Cihad 158) Müslim’in değişik bir rivayetinde, “Büyük ve küçük harplerden veya hac ve umreden döndüğünde” kaydı yer almaktadır. (Müslim, Hac 428)