وعن معاذٍ رضي الله عنه قالَ: بعثني رسولُ الله ﷺ إلى اليَمَنِ فقال: إنَّكَ تَأْتي قَوْماً مِنْ أَهْلِ الكِتَابِ، فَادْعُهُمْ إلى شَهَادَةِ أَنْ لاَ إلهَ إلاَّ الله، وأني رسولُ الله، فَإنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذلِكَ، فَأعلِمْهُمْ أَنَّ الله تَعَالى افْتَرَضَ عَلَيْهِمْ خَمْسَ صَلواتٍ في كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ، فَإنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذلِكَ، فَأَعْلِمْهُمْ أَنَّ الله افْتَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ فَتُرَدُّ عَلى فُقَرَائِهِمْ، فإنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذلِكَ، فَإيَّاكَ وَكَرَائِمَ أمْوَالِهمْ وَاتَقِ دَعْوَةَ المَظْلُومِ، فَإنَّهُ لَيْسَ بَيْنَها وَبَينَ الله حِجَابٌ.
Muaz (Allah ondan razı olsun) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) beni Yemen’e vali ve kadı olarak gönderdiğinde şöyle buyurdu: “Sen kitap ehlinden bir topluma gidiyorsun. Onları, Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın hak elçisi olduğuma şehadet etmeye davet et. Eğer onlar bunu kabul ederlerse onlara bildir ki Allah onlara her gün ve gecede beş vakit namazı farz kılmıştır. Onlar eğer bunu da kabul ederlerse onlara bildir ki zenginlerden alınıp fakirlere verilmek üzere zekât da farz kılınmıştır. Onlar bunu da kabul ederlerse onların mallarının en kıymetlilerini almaktan sakın. Mazlumun bedduasından sakın; çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur.” (Buhari, Zekât 41; Müslim, İman 29)