وعنهُ قالَ: قالَ رسولُ الله ﷺ: ما تَعُدُّونَ الشُّهَدَاءَ فِيكُمْ؟ قالُوا: يا رَسُولَ الله، مَنْ قُتِلَ في سَبِيلِ الله، فَهُوَ شَهِيدٌ. قالَ: إنَّ شُهَداءَ أُمَّتِي إذاً لَقَلِيلٌ. قالُوا: فَمَنْ هُمْ يَا رَسُولَ الله؟ قالَ: مَنْ قُتِلَ في سَبِيلِ اللهِ فَهُوَ شَهِيدٌ، وَمَنْ مَاتَ في سَبِيلِ الله فَهُوَ شَهِيدٌ، وَمَنْ مَاتَ في الطّاعُونِ فَهُوَ شَهِيدٌ، وَمَنْ مَاتَ في البَطْنِ فَهُوَ شَهِيدٌ، وَالغَرِيقُ شَهِيدٌ.
Yine Ebu Hureyre'den bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ashabına: "Siz kimleri şehid sayarsınız?" diye sordu. Sahabiler de: "Ey Allah'ın Rasûlü, kim Allah yolunda öldürülür ise o şehiddir" dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: "Öyleyse ümmetimin şehidleri çok az demektir" buyurdu. Ashab: "O halde kimler şehiddir, ey Allah'ın Rasûlü?" dediler. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: "Allah yolunda öldürülen şehiddir. Allah yolunda ölen şehiddir. Bulaşıcı hastalıktan ölen şehiddir. Karın hastalığından (ishalden) dolayı ölen şehiddir. Suda boğularak ölen şehiddir" buyurdular. (Müslim, İmara, 165)