Riyazus Salihin

1506 numaralı hadis

وَعَنْ جَابِرِ بنِ سَمُرَةَ، رضي الله عنهما، قَالَ: شَكَا أَهْلُ الكُوفَةِ سَعْداً، يَعْني: ابْنَ أبي وَقَّاصٍ، رضي الله عنه، إلى عُمَرَ بْنِ الخَطَّابِ، رضي الله عنه، فَعَزَلَهُ وَاسْتَعْمَلَ عَلَيْهِمْ عَمَّاراً، فَشَكَوْا حَتَّى ذَكَرُوا أنهُ لا يُحْسِنُ يُصَلِّي، فَأَرْسَلَ إلَيْهِ، فَقَال: يَا أَبَا إسْحَاقَ، إنَّ هؤُلاءِ يَزْعُمُونَ أَنَّكَ لا تُحْسِنُ تُصَلِّي، فَقَالَ: أَمَّا أنا، والله فَإنِّي كُنْتُ أصلِّي بِهِمْ صَلاَةَ رَسُولِ الله ﷺ لا أَخْرِمُ عَنْهَا، أُصلِّي صَلاةَ العِشَاءِ فَأَرْكُدُ في الأُولَيَيْنِ، وَأخُفُّ في الأُخْرَيَيْنِ، قَالَ: ذلِكَ الظَنُّ بك يَا أَبَا إسْحَاقَ، وَأَرْسَلَ مَعَهُ رَجُلاً، أَوْ رِجَالاً، إلى الكُوفَةِ يَسْأَلُ عَنْهُ أَهْلَ الكُوفَةِ، فَلَمْ يَدَعْ مَسْجِداً إلاَّ سَأَلَ عَنْهُ، وَيُثْنُونَ مَعْرُوفاً، حَتَّى دَخَلَ مَسْجِداً لِبَني عَبْسٍ، فَقَامَ رَجُلٌ مِنْهُمْ، يُقَالُ لَهُ: أُسَامَةُ بْنُ قَتَادَةَ، يُكَنَّى أَبَا سَعْدَةَ، فَقَالَ: أَمَا إذْ نَشَدْتَنَا فَإنَّ سَعْداً كَانَ لاَ يَسِيرُ بِالسَّرِيَّةِ، وَلا يَقْسِمُ بِالسَّوِيَّةِ، وَلا يَعْدِلُ في القَضِيَّةِ، قَالَ سَعْدٌ: أَمَا والله لأَدْعُوَنَّ بِثَلاثٍ: اللَهُمَّ إنْ كَانَ عَبْدُكَ هذَا كَاذِباً، قَامَ رِيَاءً، وَسُمْعَةً، فَأَطِلْ عُمُرهُ، وَأَطِلْ فَقْرَهُ، وَعَرِّضْهُ لِلفِتَنِ. وَكانَ بَعْدَ ذلِكَ إذا سُئِلَ يَقولُ: شَيْخٌ كَبِيرٌ مَفْتُونٌ، أصَابَتْني دَعْوَةُ سَعْدٍ. قَالَ عَبْدُ المَلِكِ بْنُ عُمَيْر الرَّاوِي عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ: فَأَنَا رَأَيْتُهُ بَعْدُ قَدْ سَقَطَ حَاجِبَاهُ عَلى عَيْنَيْهِ مِنَ الكِبَرِ، وَإنَّهُ لَيَتَعَرَّضُ للجَوَارِي في الطُرُقِ فَيَغْمِزهُنَّ.

Cabir ibni Semüre (Allah onlardan razı olsun) demiştir ki: Kûfeliler, Halife Ömer'e Sa'd ibni Ebu Vakkas'ı şikâyet ettiler. Ömer de Sa'd'ı valilikten azledip Ammar ibni Yasir'i Kûfe'ye vali tayin etti. Kûfeliler Sa'd hakkındaki şikâyetlerini, onun namaz kıldırmasını bile bilmediğini söyleyecek kadar ileri götürdüler. Ömer, Sa'd'a haber gönderip: “Ey Ebu İshak! Bu adamlar senin namaz kıldırmayı bile bilmediğini iddia ediyorlar.” dedi. Bunun üzerine Sa'd ibni Ebu Vakkas: “Allah'a yemin ederim ki ben onlara Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) namazı gibi namaz kıldırdım ve ondan hiçbir şeyi eksiltmedim. Yatsı namazını kıldırırken ilk iki rekâtı uzun, son iki rekâtı ise kısa tutarım.” dedi. Ömer: “Ey Ebu İshak! Zaten senin hakkındaki kanaatimiz de budur.” dedikten sonra meseleyi araştırmak üzere onunla birlikte bir veya birkaç kişiyi Kûfe'ye gönderdi. Görevli kişi, Kûfelilerden Sa'd'ın durumunu soruşturdu. Sa'd hakkında bilgi sormadığı hiçbir mescit bırakmadı. İnsanlar Sa'd hakkında övgü dolu sözler söylediler. Sonunda Benî Abs Mescidi'ne girdi. Onlardan Ebu Sa'de künyesiyle anılan Üsame ibni Katade adlı bir adam ayağa kalkıp: “Madem bize Allah adına sordun, söyleyelim: Sa'd askerî birliklerle birlikte sefere çıkmaz, mal taksiminde eşitlik gözetmez ve hüküm verirken adaletli davranmaz.” dedi. Bunun üzerine Sa'd şöyle dedi: “Allah'a yemin ederim ki ben de senin hakkında üç dua edeceğim: Allah'ım! Senin bu kulun yalancıysa, gösteriş ve şöhret için ayağa kalktıysa onun ömrünü uzat, fakirliğini artır ve onu fitnelere uğrat.” Sonraları o adama hâli sorulduğunda: “Fitneye uğramış yaşlı bir ihtiyarım. Sa'd'ın bedduasına uğradım.” diye cevap verirdi. Hadisi Cabir'den rivayet eden Abdülmelik ibni Umeyr der ki: “Daha sonraları o ihtiyarı ben de gördüm. Yaşlılıktan dolayı kaşları gözlerinin üzerine sarkmıştı. Yollarda karşılaştığı cariyelere sataşır ve onları çimdiklerdi.”

Riyazus-Salihin 1506