وَعَنْ أُمِّ سَلَمَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ: كُنْتُ عِنْدَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَعِنْدَهُ مَيْمُونَةُ، فَأَقْبَلَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ، وَذَلِكَ بَعْدَ أَنْ أُمِرْنَا بِالْحِجَابِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: احْتَجِبَا مِنْهُ، فَقُلْنَا: يَا رَسُولَ اللهِ، أَلَيْسَ هُوَ أَعْمَى لَا يُبْصِرُنَا، وَلَا يَعْرِفُنَا؟ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَفَعَمْيَاوَانِ أَنْتُمَا؟ أَلَسْتُمَا تُبْصِرَانِهِ؟
Ümmü Seleme (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanında Meymûne ile birlikte iken İbni Ümmi Mektûm çıkageldi. Bu olay tesettür emri geldikten sonraydı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bu kimseden saklanın, örtünün” buyurdu. Biz: “Yâ Rasûlallah, o bizi göremeyen bir âmâ değil mi ve bizi de tanımaz” deyince Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Siz ikiniz de mi âmâsınız, onu görmüyor musunuz?” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Libâs 34; Tirmizî, Edeb 29)