وَعَنْ أَبِي بُرْدَةَ قَالَ: وَجِعَ أَبُو مُوسَى، فَغُشِيَ عَلَيْهِ، وَرَأْسُهُ فِي حِجْرِ امْرَأَةٍ مِنْ أَهْلِهِ، فَأَقْبَلَتْ تَصِيحُ بِرَنَّةٍ، فَلَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يَرُدَّ عَلَيْهَا شَيْئًا، فَلَمَّا أَفَاقَ، قَالَ: أَنَا بَرِيءٌ مِمَّنْ بَرِئَ مِنْهُ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم، إِنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم بَرِيءٌ مِنَ الصَّالِقَةِ، وَالحَالِقَةِ، وَالشَّاقَةِ.
Ebu Bürde (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Babam Ebu Musa el-Eş'ari hastaydı, başı hanımlarından birinin kucağında iken bayıldı. Bunun üzerine hanımı bağırarak ağlamaya başladı. Fakat Ebu Musa'nın durumu kadının bu hareketini menetmeye müsait değildi. Sonra ayılınca, “Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in hoşlanmayıp uzak bulunduğu her şeyden ben de hoşlanmam ve uzağım. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) herhangi bir musibet karşısında yüksek sesle ağlayarak bağırıp çağıran, saçını kestiren ve elbisesini yırtan kadınlardan uzak bulunurdu.” (Buhari, Cenaiz, 37; Müslim, İman, 167)