وَعَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: أُغْمِيَ عَلَى عَبْدِ اللهِ بْنِ رَوَاحَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، فَجَعَلَتْ أُخْتُهُ تَبْكِي، وَتَقُولُ: وَاجَبَلَاهُ، وَاكَذَا، وَاكَذَا، تُعَدِّدُ عَلَيْهِ. فَقَالَ حِينَ أَفَاقَ: مَا قُلْتِ شَيْئًا إِلَّا قِيلَ لِي: أَنْتَ كَذَلِكَ؟!
Numan ibni Beşir (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Abdullah ibni Revaha (Allah Ondan razı olsun)'ın baygınlık geçirmesi üzerine kız kardeşi cahiliye âdetine göre, “Vah dağ gibi kardeşim, vah şöyle, vah böyle olan kardeşim” diyerek yüksek sesle ağlamaya başladı. Abdullah kendisine geldikten sonra kız kardeşine hitaben, “Sen benim hakkımda ne söyledinse, ‘Sen gerçekten böyle biri misin?’ diye beni sorguladılar” dedi. (Buhari, Megazi, 44)