حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَوْ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ أَنَّ الأَنْصَارَ سَلَكُوا وَادِيًا أَوْ شِعْبًا، لَسَلَكْتُ فِي وَادِي الأَنْصَارِ، وَلَوْلاَ الْهِجْرَةُ لَكُنْتُ امْرَأً مِنَ الأَنْصَارِ ". فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ مَا ظَلَمَ بِأَبِي وَأُمِّي، آوَوْهُ وَنَصَرُوهُ. أَوْ كَلِمَةً أُخْرَى.
Ebu Hureyre r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den, yahut Ebu'l-Kasım Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi diyerek şöyle rivayet etti: "Eğer Ensar bir vadiden yahut da bir dağ yolundan gidecek olsalar, şüphesiz ben de Ensarın vadisinden giderim. Eğer hicret olmasaydı, Ensardan bir kişi olurdum." Ebu Hureyre dedi ki: "Babam, anam ona feda olsun. O, bu sözü söylerken haksızlık etmedi. Onlar onu barındırdılar ve ona yardım ettiler." Yahut da başka bir söz söyledi.