وَعَنْ أنسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ الله ﷺ قَالَ: قال الله تعالى: يَا ابْنَ آدَمَ إنَّكَ ما دَعَوْتَني وَرَجَوْتَني غَفَرْتُ لَكَ عَلى مَا كَانَ مِنْكَ وَلا أُبَالِي، يَا ابْنَ آدَمَ لَوْ بَلَغَتْ ذُنُوبُكَ عَنَانَ السَماءِ، ثُمَّ اسْتَغْفَرْتَني، غَفَرْتُ لَكَ وَلا أُبالي، يَا ابْنَ آدَمَ إنَّكَ لَوْ أتيْتَني بقُرَابِ الأَرْضِ خَطَايَا، ثُمَّ لَقِيتَني لا تُشْرِكُ بي شَيْئاً، لأتَيْتُكَ بِقُرَابِهَا مَغْفِرَةً.
Enes (Allah Ondan razı olsun) Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ı şöyle buyururken dinledim, dedi. Allah-u Teala şöyle buyurdu: Ey Ademoğlu, sen bana dua ettiğin ve benden affedilmeni umduğun sürece işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım. Ey Ademoğlu, günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa, sonra da benden affını istesen, günahların çokluğuna aldırış etmeden seni affederim. Ey Ademoğlu, sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma gelsen, fakat bana hiçbir şeyi ortak koşmamış olsan şüphesiz ben de seni yeryüzü dolusu bağışla karşılarım. (Tirmizi, Deavat, 198)