حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ حِينَ خَرَجَ مَعَهُ إِلَى الْوَلِيدِ قَالَ دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الأَنْصَارَ إِلَى أَنْ يُقْطِعَ لَهُمُ الْبَحْرَيْنِ. فَقَالُوا لاَ، إِلاَّ أَنْ تُقْطِعَ لإِخْوَانِنَا مِنَ الْمُهَاجِرِينَ مِثْلَهَا. قَالَ " إِمَّا لاَ، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي، فَإِنَّهُ سَيُصِيبُكُمْ بَعْدِي أُثْرَةٌ ".
Yahya b. Sa'd'dan rivayete göre o, Enes b. Malik r.a. ile el-Velid'in yanına gittiği zaman onun şöyle dediğini dinlemiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ensarı onlara Bahreyn'i ikta olarak vermeye davet etti. Onlar ise: 'Kardeşlerimiz Muhacirlere onun gibisini ikta olarak vermedikçe olmaz,' dediler. Şöyle buyurdu: 'Madem kabul etmiyorsunuz, o hâlde benimle karşılaşacağınız vakte kadar sabrediniz. Gerçek şu ki benden sonra size başkalarının tercih edildiğini göreceksiniz.'"