عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، أَنَّ رَجُلًا سَأَلَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا الْكَبَائِرُ؟ فَقَالَ: «هُنَّ تِسْعٌ»، فَذَكَرَ مَعْنَاهُ، زَادَ: «وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ الْمُسْلِمَيْنِ، وَاسْتِحْلَالُ الْبَيْتِ الْحَرَامِ قِبْلَتِكُمْ أَحْيَاءً وَأَمْوَاتًا».
Ubeyd İbnu Umeyr, babası radıyallahu anh'tan anlatıyor: "Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma kebâirden sormuştu, şöyle cevap verdiler: ‘Onlar dokuzdur!’ buyurdular ve saydılar: ‘Şirk, sihir, insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, namuslu kadınlara iftirada bulunmak, anne ve babaya haksızlık, kıbleniz olan Beytu'l-Haram'da masiyet işlemeyi sağlığınızda veya ölümünüzde helal addetmek.’"