جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: بِمَ أَعْرِفُ أَنَّكَ نَبِيٌّ؟ قَالَ: إِنْ دَعَوْتُ هَذَا الْعِذْقَ مِنْ هَذِهِ النَّخْلَةِ أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ؟ فَدَعَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَجَعَلَ يَنْزِلُ مِنَ النَّخْلَةِ حَتَّى سَقَطَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ قَالَ: ارْجِعْ، فَعَادَ، فَأَسْلَمَ الْأَعْرَابِيُّ.
İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir bedevî gelerek Aleyhissalâtu vesselâm'a: 'Senin Allah elçisi olduğunu ne ile bileyim?' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Hurma ağacından şu salkımı çağırırsam, benim Allah'ın elçisi olduğuma şehadet eder misin?' dedi ve onu çağırdı. Salkım, ağaçtan inmeye başladı ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına düştü. Sonra Aleyhissalâtu vesselâm ona: 'Haydi yerine dön!' diye emretti. Salkım yerine döndü. Bedevî de Müslüman oldu."