HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

CANSIZLARIN RESÛLULLAH'A KONUŞMALARI, BOYUN EĞMELERİ

5 hadis

عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ قَالَ: كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَكَّةَ، فَخَرَجْنَا فِي بَعْضِ نَوَاحِيهَا، فَمَا اسْتَقْبَلَهُ جَبَلٌ وَلَا شَجَرٌ إِلَّا وَهُوَ يَقُولُ: السَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ.

Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la Mekke'de idim. Beraberce bir tarafına gitmiştik. Onun karşısına çıkan her ağaç, her dağ ona selam veriyor ve: 'Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah'ın Resûlü!' diyordu."

Kütüb-i Sitte 5550, Tirmizi, Menakıb 8, (3630).

عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنِّي لَأَعْرِفُ حَجَرًا بِمَكَّةَ كَانَ يُسَلِّمُ عَلَيَّ قَبْلَ أَنْ أُبْعَثَ، إِنِّي لَأَعْرِفُهُ الْآنَ».

Câbir İbnu Semüre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Mekke'de bir taş var; peygamber olarak gönderilmezden önce bana selam verirdi. Şu anda o taşı biliyorum.'"

Kütüb-i Sitte 5551, Müslim, Fezail 2, (2277); Tirmizi, Menakıb 7, (3628).

جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: بِمَ أَعْرِفُ أَنَّكَ نَبِيٌّ؟ قَالَ: إِنْ دَعَوْتُ هَذَا الْعِذْقَ مِنْ هَذِهِ النَّخْلَةِ أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ؟ فَدَعَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَجَعَلَ يَنْزِلُ مِنَ النَّخْلَةِ حَتَّى سَقَطَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ قَالَ: ارْجِعْ، فَعَادَ، فَأَسْلَمَ الْأَعْرَابِيُّ.

İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir bedevî gelerek Aleyhissalâtu vesselâm'a: 'Senin Allah elçisi olduğunu ne ile bileyim?' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Hurma ağacından şu salkımı çağırırsam, benim Allah'ın elçisi olduğuma şehadet eder misin?' dedi ve onu çağırdı. Salkım, ağaçtan inmeye başladı ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına düştü. Sonra Aleyhissalâtu vesselâm ona: 'Haydi yerine dön!' diye emretti. Salkım yerine döndü. Bedevî de Müslüman oldu."

Kütüb-i Sitte 5552, Tirmizi, Menâkıb 9, (3632).

عَنْ مَعْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ: سَمِعْتُ أَبِي قَالَ: سَأَلْتُ مَسْرُوقًا: مَنْ آذَنَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالْجِنِّ لَيْلَةَ اسْتَمَعُوا الْقُرْآنَ؟ فَقَالَ: حَدَّثَنِي أَبُوكَ، يَعْنِي عَبْدَ اللَّهِ، أَنَّهُ آذَنَتْ بِهِمْ شَجَرَةٌ.

Ma'n İbnu Abdirrahman anlatıyor: "Babamı dinledim. Diyordu ki: 'Mesruk'a sordum: Kur'an'ı dinledikleri gece cinlerin geldiğini Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a kim haber verdi?' Bana şu cevabı verdi: 'Baban, yani İbnu Mes'ud bana bildirdi ki onların, yani cinlerin geldiğini bir ağaç haber verdi.'"

Kütüb-i Sitte 5553, Buhari, Menakıbu'l-Ensâr 32; Müslim, Salet 153, (450).

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَطَبَ إِلَى لِزْقِ جِذْعٍ، وَاتَّخَذُوا لَهُ مِنْبَرًا، فَخَطَبَ عَلَيْهِ، فَحَنَّ الْجِذْعُ حَنِينَ النَّاقَةِ، فَنَزَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَمَسَّهُ فَسَكَنَ.

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir hurma kütüğünün yanında hitapta bulunurdu. Ona bir minber yaptılar; onun üzerinde hutbe vermeye başladı. Hurma kütüğü, bir devenin inleyişi gibi inlemeye başladı. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm minberden inip kütüğe dokundu. Kütük inlemeyi bırakıp sükûnet buldu."

Kütüb-i Sitte 5554, Tirmizi, Menâkıb 9, (3631).