HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

SÛR'A ÜFLENMESİ VE NEŞR

7 hadis

كَيْفَ أَنْعَمُ وَصَاحِبُ الْقَرْنِ قَدِ الْتَقَمَ الْقَرْنَ وَاسْتَمَعَ الْإِذْنَ مَتَى يُؤْمَرُ بِالنَّفْخِ فَيَنْفُخُ؟ فَكَأَنَّ ذَلِكَ ثَقُلَ عَلَى أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ لَهُمْ: قُولُوا: حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، عَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْنَا.

Ebu Saîd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Sûr'un sahibi (İsrafil aleyhisselâm), sûr denen borusunu ağzına dayamış, yüzünü çevirmiş, kulağını dikmiş, üfleme emrini beklerken ben nasıl tereffühle (dünya nimetlerinden) istifade edebilirim?" buyurmuşlardı. Bu, sanki ashabına çok ağır gelmişti: "Peki biz ne yapalım veya ne diyelim, ey Allah'ın Resûlü?" diye sordular. Onlara: "Hasbünallah ve ni'mel-vekîl (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!), Allah'a tevekkül ettik. Belki de 'Tevekkülümüz Allah'adır!' demişti, deyiniz!" diye emir buyurdular."

Kütüb-i Sitte 5014, Tirmizi, Kıyamet 9, (2433).

الصُّورُ قَرْنٌ يُنْفَخُ فِيهِ.

İbnu Amr İbni'l-Âs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a Sûr'dan sorulmuştu: "Bu, içine üflenen bir boynuzdur!" diye cevap verdi."

Kütüb-i Sitte 5015, Ebu Davud, Sünnet 24, (4742); Tirmizi, Kıyamet 9, (2432).

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا بَيْنَ النَّفْخَتَيْنِ أَرْبَعُونَ». قِيلَ: أَرْبَعُونَ يَوْمًا؟ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ: أَبَيْتُ. قِيلَ: أَرْبَعُونَ شَهْرًا؟ قَالَ: أَبَيْتُ. قِيلَ: أَرْبَعُونَ سَنَةً؟ قَالَ: أَبَيْتُ. ثُمَّ يُنْزِلُ اللَّهُ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَيَنْبُتُونَ كَمَا يَنْبُتُ الْبَقْلُ، وَلَيْسَ شَيْءٌ مِنَ الْإِنْسَانِ إِلَّا يَبْلَى إِلَّا عَظْمًا وَاحِدًا، وَهُوَ عَجْبُ الذَّنَبِ، وَمِنْهُ يُرَكَّبُ الْخَلْقُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ».

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "İki sûr arasında kırk vardır!" buyurmuştur. Bunun üzerine oradakiler: "Ey Ebu Hureyre! Kırk gün mü?" diye sordular. Fakat o: "Bir şey diyemem!" cevabını verdi. Tekrar: "Kırk ay mı?" dediler. O yine: "Bir şey diyemem!" cevabını verdi. "Kırk yıl mı?" dediler. O yine: "Bir şey diyemem!" cevabını verdi ve (Resûlullah'ın hadisine devam etti:) "Sonra Allah semâdan su indirecek ve insanlar yerden sebze biter gibi bitecekler. İnsanda bir kemik hâriç hepsi çürür. Bu çürümeyen, acbu'z-zeneb denen kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet günü yeniden yaratılış bundan terkîb edilecektir."

Kütüb-i Sitte 5016, Ebu Davud, Sünnet 24, (4743); Nesai, Cenâiz 117, (4, 111).

عَنْ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّمَا نَسَمَةُ الْمُؤْمِنِ طَيْرٌ يَعْلَقُ فِي شَجَرِ الْجَنَّةِ حَتَّى يُرْجِعَهُ اللَّهُ إِلَى جَسَدِهِ يَوْمَ يَبْعَثُهُ».

Ka'b İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Mü'minin ruhu, cennet ağacında beslenen bir kuş olur. Yeniden dirilme gününde Allah onu cesedine döndürünceye kadar orada beslenir."

Kütüb-i Sitte 5017, Muvatta, Cenaiz 49, (1, 240); Nesai, Cenaiz 117, (4, 108); İbnu Mace, Zühd 32, (4271).

عَنْ أَبِي رَزِينٍ الْعُقَيْلِيِّ قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، كَيْفَ يُعِيدُ اللَّهُ الْخَلْقَ؟ وَمَا آيَةُ ذَلِكَ فِي خَلْقِهِ؟ قَالَ: «أَمَا مَرَرْتَ بِوَادِي قَوْمِكَ جَدْبًا، ثُمَّ مَرَرْتَ بِهِ يَهْتَزُّ خَضِرًا؟» قُلْتُ: نَعَمْ. قَالَ: «فَتِلْكَ آيَةُ اللَّهِ فِي خَلْقِهِ، كَذَلِكَ يُحْيِي اللَّهُ الْمَوْتَى».

Ebu Rezin el-Ukayli radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü, dedim, Allah mahlûkatı nasıl iade eder, (yeniden diriltir)? Bunun dünyadaki örneği nedir?" "Sen, dedi, hiç kavminin üzerinde yaşadığı vâdiden kurak mevsimde geçmedin mi? Sonra bir kere de her tarafın yemyeşile büründüğü münbit mevsimde uğramadın mı?" Ben "Elbette!" deyince: "İşte bu, (yeniden) yaratmasına Allah'ın delilidir. Allah ölüleri de böyle diriltecektir!" buyurdular.

Kütüb-i Sitte 5018, Rezin tahric etmiştir.

وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ: النَّاقُورُ الصُّورُ، الرَّاجِفَةُ النَّفْخَةُ الْأُولَى، وَالرَّادِفَةُ النَّفْخَةُ الثَّانِيَةُ.

İbnu Abbâs radıyallahu anhüma "Fe izâ nukira fi'n-nâkûri" "O boruya üfürülünce" (Müddessir 8) ayeti ile ilgili olarak dedi ki: "Bu, sûr'dur. Surede geçen râcife, birinci nefha (üfleme), râdife de ikinci nefhadır."

Kütüb-i Sitte 5019, Buhari, Rikâk 43 (muallak olarak).

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ: ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَاحِبَ الصُّورِ فَقَالَ: «عَنْ يَمِينِهِ جِبْرَائِيلُ، وَعَنْ يَسَارِهِ مِيكَائِيلُ».

Ebu Saîd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Sâhib-i Sûr'u (İsrafil'i) zikretti ve dedi ki: "Sağında Cibril, solunda da Mikâil aleyhimusselâm var."

Kütüb-i Sitte 5020, Rezin tahric etmiştir. Ebu Davud, Hurûf ve'l-kırâ'at 1, (3999).