HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

DEDE VE NİNE

4 hadis

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ قَالَ: كَتَبَ أَهْلُ الْكُوفَةِ إِلَى ابْنِ الزُّبَيْرِ فِي الْجَدِّ، فَقَالَ: أَمَّا الَّذِي قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا مِنْ هَذِهِ الْأُمَّةِ خَلِيلًا لَاتَّخَذْتُهُ»، أَنْزَلَهُ أَبًا، يَعْنِي أَبَا بَكْرٍ.

İbnu'z-Zübeyr radıyallahu anhüma'nın anlattığına göre: Ehl-i Küfe, kendisine yazarak dede hakkında sormuşlardı. O da şu cevabı vermişti: "Hakkında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın, 'Ben bu ümmet içerisinde birini kendime halil seçseydim, onu seçerdim' dediği kimse, yani Ebu Bekr, dedeyi (miras meselesinde) baba yerine koymuştu."

Kütüb-i Sitte 4679, Buhari, Fezâilu'l-Ashab 5.

عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَجُلًا أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: إِنَّ ابْنَ ابْنِي مَاتَ، فَمَا لِي مِنْ مِيرَاثِهِ؟ فَقَالَ: «لَكَ السُّدُسُ». فَلَمَّا أَدْبَرَ دَعَاهُ، فَقَالَ: «لَكَ سُدُسٌ آخَرُ». فَلَمَّا أَدْبَرَ دَعَاهُ، فَقَالَ: «إِنَّ السُّدُسَ الْآخَرَ طُعْمَةٌ». قَالَ قَتَادَةُ: فَلَا يَدْرُونَ مَعَ أَيِّ شَيْءٍ وَرَّثَهُ. قَالَ قَتَادَةُ: أَقَلُّ شَيْءٍ وَرِثَ الْجَدُّ السُّدُسُ.

İmrân İbnu Husayn radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek, 'Oğlumun oğlu vefat etti. Ondan miras hakkım nedir?' diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Sana altıda bir var!' buyurdu. Adam dönüp gidince geri çağırdı ve: 'Sana diğer bir altıda bir daha var!' buyurdu. Adam dönüp gidince tekrar çağırdı ve: 'Diğer altıda bir, (hak değil) fazladan bir ikramdır!' buyurdu." Ebu Davud der ki: "Katâde şunu söyledi: '(Sahabe, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın bu kimseyi, başka) hangi vârisler olduğu hâlde vâris kıldığını bilmiyor.' Katâde devamla der ki: 'Dedenin tevarüs ettiği en az miktar, altıda birdir.'"

Kütüb-i Sitte 4680, Ebu Davud, Feraiz 6, (2896); Tirmizi, Feraiz 9, (2100).

عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ كَتَبَ إِلَى زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ يَسْأَلُهُ عَنِ الْجَدِّ، فَكَتَبَ إِلَيْهِ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ: إِنَّكَ كَتَبْتَ إِلَيَّ تَسْأَلُنِي عَنِ الْجَدِّ، وَاللَّهُ أَعْلَمُ، وَذَلِكَ مِمَّا لَمْ يَكُنْ يَقْضِي فِيهِ إِلَّا الْأُمَرَاءُ، يَعْنِي الْخُلَفَاءَ، وَقَدْ حَضَرْتُ الْخَلِيفَتَيْنِ قَبْلَكَ يُعْطِيَانِهِ النِّصْفَ مَعَ الْأَخِ الْوَاحِدِ، وَالثُّلُثَ مَعَ الِاثْنَيْنِ، فَإِنْ كَثُرَتِ الْإِخْوَةُ لَمْ يُنَقِّصُوهُ مِنَ الثُّلُثِ.

Yahyâ İbnu Saîd'e ulaştığına göre, Muâviye İbnu Ebî Süfyân radıyallahu anh, Zeyd İbnu Sâbit'e dedenin miras payını soran bir mektup yazdı. Zeyd İbnu Sâbit ona şöyle cevap verdi: "Bana yazarak dededen soruyorsun. Doğruyu Allah bilir. Bu mesele, ancak ümeranın, yani halifelerin hükmedeceği meselelerden biridir. Ben senden önce iki halifeyi gördüm. Onlar, ölenin tek bir kardeşi ile verasete iştirak eden dedeye malın yarısını veriyorlardı. İki kardeş olması hâlinde üçte bir veriyorlardı. Kardeşler çok da olsa dedenin payını üçte birden aşağı düşürmüyorlardı."

Kütüb-i Sitte 4681, Muvatta, Feraiz 1, (2, 510).

عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَعَلَ لِلْجَدَّةِ السُّدُسَ إِذَا لَمْ يَكُنْ دُونَهَا أُمٌّ.

Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, kendisinden önce mirasçı olacak bir anne bulunmadığı takdirde büyükanneye altıda bir pay koydu."

Kütüb-i Sitte 4682, Ebu Davud, Feraiz 5, (2895).