Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Benî Eslem'den Sübey'a adında bir kadın hamile iken kocası ölmüştü. Benî Abdiddâr'dan Ebu's-Senâbil İbn Ba'kek, kadınla evlenmek istedi. Kadın onunla evlenmekten imtina etti. Adam: 'Vallahi, iki müddetin sonuncusuna kadar iddet beklemedikçe evlenmen caiz değil!' dedi. Kadın yirmi gün kadar bekledi, derken nifas oldu. Sonra da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek durumu arz etti. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Evlen!' buyurdu."
HADİS KÜTÜPHANESİ
Kütüb-i Sitte
VEFAT İDDETİ
Müslim'deki rivayet şöyledir: "Ümmü Seleme radıyallahu anha dedi ki: 'Sübey'a, kocasının vefatından birkaç gece sonra nifas oldu. Kadın, durumunu Resûlullah'a zikretti. Aleyhissalâtu vesselâm evlenmesini söyledi.'"
Ebu Seleme İbn Abdurrahman anlatıyor: "Ben ve Ebu Hüreyre, İbn Abbas radıyallahu anhümün yanında iken bir kadın gelerek: 'Ben hamileyken kocam öldü, çocuk da kocamın ölmesinden dört ay geçmeden doğdu. İddetim dolmuş sayılır mı?' diye sordu. İbn Abbas radıyallahu anhüma: 'İddetin, iki müddetin sonuncusudur.' dedi. Ebu Seleme: 'Bana Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın ashabından bir adam, böyle bir durumda Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın evlenmeyi emrettiğini haber verdi.' dedi. Ebu Hüreyre der ki: 'Buna ben de şehadet ederim.'"
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ سُئِلَ عَنِ الْمَرْأَةِ يُتَوَفَّى عَنْهَا زَوْجُهَا وَهِيَ حَامِلٌ، فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ: إِذَا وَضَعَتْ حَمْلَهَا فَقَدْ حَلَّتْ. فَأَخْبَرَهُ رَجُلٌ مِنَ الْأَنْصَارِ كَانَ عِنْدَهُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ قَالَ: لَوْ وَضَعَتْ وَزَوْجُهَا عَلَى سَرِيرِهِ لَمْ يُدْفَنْ بَعْدُ لَحَلَّتْ.
Nafi' rahimehullah anlatıyor: "Hz. İbni Ömer radıyallahu anhüma'ya, hamile iken kocası ölen kadından sorulmuştu. 'Çocuğu doğurunca helal olur, (evlenebilir)' cevabını verdi. (Orada bulunan bir adam ilave etti:) 'Hz. Ömer radıyallahu anh da: Kocası yatakta, henüz defnedilmemiş iken doğum yapsa da kadın (evlenmeye) helaldir, demişti.'"
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جَعْفَرٍ حَدَّثَهُمْ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْأَعْلَى، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ مَطَرٍ، عَنْ رَجَاءِ بْنِ حَيْوَةَ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ ذُؤَيْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، قَالَ: لَا تَلْبِسُوا عَلَيْنَا سُنَّتَهُ. قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى: سُنَّةَ نَبِيِّنَا صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، عِدَّةُ الْمُتَوَفَّى عَنْهَا أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ وَعَشْرٌ، يَعْنِي أُمَّ الْوَلَدِ.
Amr İbnu'l-As radıyallahu anh dedi ki: "Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam'ın sünnetini bize çarpıtmayın. Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür, yani ümmü veled hakkında."
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ: عِدَّةُ أُمِّ الْوَلَدِ إِذَا تُوُفِّيَ عَنْهَا سَيِّدُهَا حَيْضَةٌ.
İbnu Ömer radıyallahu anhüma diyordu ki: "Efendisi ölen ümmü veled'in iddeti bir hayız devresidir."