إِنَّ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى لَا يَصْبُغُونَ، فَخَالِفُوهُمْ. غَيِّرُوا الشَّيْبَ وَلَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ.
Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Yahudiler ve Hıristiyanlar (saçlarını) boyamazlar. Siz onlara muhalefet edin.'"
Bu hadis Tirmizî'de "(Saçınızdaki) aklıkların rengini değiştirin, Yahudilere benzemeyin!" şeklinde gelmiştir.
Kütüb-i Sitte 2086, Buhâri, Libas 67, Enbiya 50; Müslim, Libâs 80, (2103); Ebü Dâvud, Tereccül 18, (4203);
مَرَّ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلٌ قَدْ خَضَبَ بِالْحِنَّاءِ، فَقَالَ: مَا أَحْسَنَ هَذَا. قَالَ: فَمَرَّ آخَرُ قَدْ خَضَبَ بِالْحِنَّاءِ وَالْكَتَمِ، فَقَالَ: هَذَا أَحْسَنُ مِنْ هَذَا. قَالَ: فَمَرَّ آخَرُ قَدْ خَضَبَ بِالصُّفْرَةِ، فَقَالَ: هَذَا أَحْسَنُ مِنْ هَذَا كُلِّهِ.
İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "(Saçlarına) kına yakmış bir adam Hz. Peygamber'in (aleyhissalâtu vesselâm) yanından geçti. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): 'Bu ne güzel!' buyurup takdir etti. (Az sonra) kına ve ketem ile boyanmış biri geçti. 'Bu evvelkinden de güzel!' buyurdu. Sonra (saçlarını) sarıya boyamış biri daha geçti ki: 'Bu öbürlerinden de güzel!' buyurdu."
Kütüb-i Sitte 2087, Ebü Dâvud, Tereccül 19, (4211); İbnu Mâce, Libâs 34, (3627).
أَنَّ ابْنَ عُمَرَ كَانَ يَصْبُغُ لِحْيَتَهُ بِالصُّفْرَةِ حَتَّى تَمْتَلِئَ ثِيَابُهُ مِنَ الصُّفْرَةِ، فَقِيلَ لَهُ: لِمَ تَصْبُغُ بِالصُّفْرَةِ؟ فَقَالَ: إِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْبُغُ بِهَا، وَلَمْ يَكُنْ شَيْءٌ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْهَا، وَقَدْ كَانَ يَصْبُغُ بِهَا ثِيَابَهُ كُلَّهَا حَتَّى عِمَامَتَهُ.
سُئِلَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ عَنْ خِضَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَقَالَ: لَوْ شِئْتُ أَنْ أَعُدَّ شَمَطَاتٍ كُنَّ فِي رَأْسِهِ فَعَلْتُ. وَقَالَ: لَمْ يَخْتَضِبْ، وَقَدِ اخْتَضَبَ أَبُو بَكْرٍ بِالْحِنَّاءِ وَالْكَتَمِ، وَاخْتَضَبَ عُمَرُ بِالْحِنَّاءِ بَحْتًا.
Hz. İbnu Ömer (radıyallâhu anh)'den rivayete göre, sakalını sufra denen sarı boya ile boyar ve derdi ki: "Ben, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı gördüm, sakalını bununla boyamıştı; en çok sevdiği boya da bu idi. Bununla bütün elbiselerini, hatta sarığını da boyardı."
Buhârî ve Müslim'de, Hz. Enes'ten gelen bir rivayette şöyle denir: "Resûlullah hiç saçını boyamadı. Çünkü ondaki beyazlar çok azdı. Başındaki akları saymak istesem sayabilirdim. Hz. Ebû Bekir (saçlarını) kına ve ketem ile, Hz. Ömer (radıyallâhu anhümâ) ise sadece kına ile boyardı."
Kütüb-i Sitte 2088, Buhâri, Libâs 66, Menâkıb 23; Müslim, Fedâil 100-105, (2341); Ebü Dâvud, Tereccül 18, (4209); Nesâi, Zinet 17, (8,140, 141).
حَدَّثَتْنِي كَرِيمَةُ بِنْتُ هَمَّامٍ أَنَّ امْرَأَةً أَتَتْ عَائِشَةَ رضى الله عنها، فَسَأَلَتْهَا عَنْ خِضَابِ الْحِنَّاءِ، فَقَالَتْ: لَا بَأْسَ بِهِ، وَلَكِنِّي أَكْرَهُهُ؛ كَانَ حَبِيبِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَكْرَهُ رِيحَهُ.
Kerime Bintu Hümâm anlatıyor: "Bir kadın, Hz. Âişe'ye kına yakma hususunda sormuştu, şu cevabı aldı:
'Bunda bir beis yok, kına yakılabilir. Ancak ben bundan hoşlanmam. Çünkü sevdiğim Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), onun kokusunu sevmezdi.'"
Kütüb-i Sitte 2089, Ebü Dâvud, Tereccül 4, (4164); Nesâi, Zinet 19, (3,142).
عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها قَالَتْ: أَوْمَتِ امْرَأَةٌ مِنْ وَرَاءِ سِتْرٍ، بِيَدِهَا كِتَابٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَقَبَضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ، فَقَالَ: «مَا أَدْرِي، أَيَدُ رَجُلٍ أَمْ يَدُ امْرَأَةٍ؟» قَالَتْ: بَلِ امْرَأَةٌ. قَالَ: «لَوْ كُنْتِ امْرَأَةً لَغَيَّرْتِ أَظْفَارَكِ»، يَعْنِي بِالْحِنَّاءِ.
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Bir kadın, perde gerisinden Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a eliyle bir mektup uzattı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) elini derhal geri çekip:
'Ne bileyim, bu el kadın eli midir, erkek eli midir?' buyurdu. Kadıncağız:
'Kadın elidir!' deyince Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
'Sen kadın olsaydın, tırnaklarının rengini değiştirirdin' buyurdu. Bununla kına yakmayı kastetmişti."
Kütüb-i Sitte 2090, Ebü Dâvud, Tereccül 4, (4166); Nesâi, Zinet 18, (8,142).
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَنَّ هِنْدًا بِنْتَ عُتْبَةَ قَالَتْ: يَا نَبِيَّ اللَّهِ بَايِعْنِي. قَالَ: «لَا أُبَايِعُكِ حَتَّى تُغَيِّرِي كَفَّيْكِ، كَأَنَّهُمَا كَفَّا سَبُعٍ».
Yine Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Hint Bintu Utbe, Hz. Peygamber'e:
'Ey Allah'ın Resûlü, bana biat ver!' diye talepte bulunmuştu. Kendisine:
'Hayır, şu ellerini değiştirmedikçe senden biat almayacağım. Ellerin tıpkı vahşi hayvanların ayağı gibi!' cevabını verdi."
Kütüb-i Sitte 2091, Ebü Dâvud, Tereccül 4, (4165).
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أُتِيَ بِمُخَنَّثٍ قَدْ خَضَبَ يَدَيْهِ وَرِجْلَيْهِ بِالْحِنَّاءِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا بَالُ هَذَا؟» فَقِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، يَتَشَبَّهُ بِالنِّسَاءِ. فَأُمِرَ بِهِ فَنُفِيَ إِلَى النَّقِيعِ، فَقَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلَا نَقْتُلُهُ؟ فَقَالَ: «إِنِّي نُهِيتُ عَنْ قَتْلِ الْمُصَلِّينَ».
Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a el ve ayaklarına kına yakmış bir muhannes getirdiler.
'Bunu niye getirdiniz, nesi var?' diye sordu. Kendisine:
'Kendisini kadınlara benzetmiştir!' dediler. Bunun üzerine Efendimiz emretti ve Naki' nâm mevkiye sürgün edildi.
'Ey Allah'ın Resûlü, onu öldürmeyelim mi?' diye soranlar olmuştu ki:
'Hayır!' dedi, 'Ben namaz kılanları öldürmekten men edildim.'"
Kütüb-i Sitte 2092, Ebü Dâvud, Edeb 61, (4928).