Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) beni Yemen'e gönderirken bana demiştir ki: 'Zekât olarak hububâttan hububât al, davardan koyun al, deveden erkek veya dişi bir deve (bâir) al, sığırdan da bir sığır al.'"
HADİS KÜTÜPHANESİ
Kütüb-i Sitte
ZEKÂTLA İLGİLİ MÜTEFERRİK HÜKÜMLER
Semüre İbnu Cündüb (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) satmak üzere hazırladığımız şeyden zekât vermemizi emrederdi."
Said İbnu Ebyaz, babası Ebyaz İbnu Hammâl (radıyallâhu anh)'dan naklettiğine göre, "O (Ebyaz), kavminin murahhası olarak Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'a geldiği vakit, Resûlullah'la konuşup Sebe halkından zekât almamasını söylemiştir. Hz. Peygamber ona: "Ey Sebe'nin kardeşi," demiştir, "zekât şart." "Ey Allah'ın Resûlü, bizim ektiğimiz şey sadece pamuk. Sebe halkı dağıldı, onlardan Me'rib'de az bir halk kaldı" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Me'rib'de kalan Sebeliler için her yıl, Meâfiri kumaşın değerine denk yetmiş takım kumaş elbise vermeleri şartıyla sulh antlaşması yaptı. Onlar bu zekâtı, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vefat edinceye kadar ödemeye devam ettiler. Sonra Hz. Ebü Bekir (radıyallâhu anh) de hayatı boyunca bu antlaşmayı te'yid etti. Hz. Ebü Bekir vefat edince bu antlaşma sona erdi, onlardan zekâtın muktezasına göre vergi alındı."
Tâvüs (rahimehullah) anlatıyor: "Hz. Muâz (radıyallâhu anh), Yemen ahâlisine dedi ki: "Bana arpa ve mısır yerine size daha kolay gelen, Medine'de Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ashâbı için de daha muvafık olan arz getirin, giyecek getirin.""