عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فِي قَوْلِهِ تَعَالَى: فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى، وَفِي قَوْلِهِ: مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى، وَفِي قَوْلِهِ: لَقَدْ رَأَى مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَى، قَالَ فِيهَا كُلِّهَا: رَأَى جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلَامُ لَهُ سِتُّمِائَةِ جَنَاحٍ.
İbnu Mes'ud (radıyallahu anh), Necm suresinde geçen, "İki yay kadar, yahud daha yakın oldu"; keza, "Onun gördüğünü kalb yalan çıkarmadı"; keza, "Andolsun ki, O, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını görmüştür" (Necm, 9, 11, 18) âyetlerinde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Cibril (aleyhisselâm)'i altı yüz kanadıyla gördüğüne işaret bulunduğunu söylemiştir.
Kütüb-i Sitte 797, Buharî, Tefsir, Necm 1, Bed'ü'l-Halk 6; Müslim, İman 280-282 (174); Tirmizî, Tefsir, Necm (3279).
رَأَى جِبْرِيلَ فِي صُورَتِهِ.
Müslim merhum bir rivayetinde: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Cebrâil'i aslî sûretinde gördü" demiştir.
Kütüb-i Sitte 798
Tirmizî'nin İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ)'tan kaydettiği bir rivayette, İbnu Abbas:
"Muhammed Rabbini gördü" der. İkrime (kendisine): "Allah, Kur'ân-ı Kerim'de (mealen):
'Gözler onu idrak edemez' (En'am, 103) demiyor mu?" diye sorunca: "Amma da yaptın, bu
görme işi, Cenâb-ı Hakk kendi nuru ile tecelli ettiği zaman bunu göremez demektir.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ise Rabbini iki sefer görmüştür" açıklamasını yapar.
Kütüb-i Sitte 799, Müslim, İman 284, (176); Tirmizi, Tefsir, Necm (3275, 3276, 3277).
Şa'bi anlatıyor: İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ), Arafat'ta Ka'b'la karşılaştı. Ka'b'a
bir şey sordu. Bunun üzerine Ka'b öyle bir tekbir getirdi ki, dağlarda yankılar yaptı. İbnu
Abbas (radıyallahu anhümâ) dedi ki:
"Biz Benî Haşim'deniz!"
Ka'b da:
"Allah rü'yeti ile kelâmını Muhammed ile Musa (aleyhimassalâtü vesselâm) arasında taksim
etti. Musa'ya Allah iki kere konuştu. Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm) de Miraç'ta Allah'ı
iki kere gördü."
Mesrûk der ki: "Hz. Âişe (radıyallahu anhâ)'nın yanına girdim ve 'Muhammed Rabbini gördü
mü?' diye sordum. Bana:
'Öyle bir şey söyledin ki, (korkudan) tüylerim kabardı (diken diken oldu)' dedi.
'Ağır olun, (hemen reddetmeyin)' deyip şu meâldeki âyeti okudum:
'Andolsun ki O, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını görmüştür' (Necm, 18).
Buna şu cevabı verdi:
'Bu âyet seni nereye götürmüş? (Âyeti anlamakta hata etmişsin, âyette Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'ın gördüğü belirtilen şey) Cibril (aleyhisselâm)'dir. Sana kim:
"Muhammed Rabbini görmüştür" derse veya "Emredildiği tebligattan bir şey gizlemiştir"
derse veya Allah'ın gayb ilan ettiği şu beş şeyi bildiğini söylerse: "Kıyametin ilmi şüphesiz
ki Allah'ın nezdindedir. Yağmuru O indirir. Rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne
kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez..." (Lokman, 34), bil ki en
büyük iftira ve yalanda bulunmuştur. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın, âyette bahsedilen
rü'yeti Cebrail'le ilgilidir. Efendimiz'in gördüğü şey, Cebrail'dir. Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) Cebrâil (aleyhisselâm)'i altı yüz kanadıyla fıtrî suretinde ancak iki defa görmüştür:
Bir defasında Sidretü'l-Müntehâ'da, bir defasında da (Mekke'nin aşağısında) Ciyâd denilen
yerde, ufku (her cihetiyle semayı) kaplamış vaziyette.'"
Kütüb-i Sitte 800, Tirmizî, Tefsir, Necm (3274); Buharî, Tefsir, Mâide 7, Bed'ül-Halk 6, Tevhid 4; Müslim, İman 287, (177).
İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ), "Allah'ı bırakıp taptığınız Lât'ın, Uzza'nın ve
(bunların) üçüncüsü olan diğer Menât'ın (herhangi bir şey hakkında zerrece kudretleri var mı?)
Bize haber verin" (Necm, 19-20) meâlindeki âyet hakkında şu açıklamayı yaptı: "Lât
(Ka'be'yi ziyarete gelen) hacılara (yağ ile) sevik (denen yiyeceği) karıp hazırlayan bir
adamdı."
Kütüb-i Sitte 801, Buharî, Tefsir, Necm 2.
İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) demiştir ki: "Ebü Hüreyre (radıyallahu anh)'nin şu rivayette temas ettiği şeyden Lemem'e daha ziyade benzeyenini görmedim: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: 'Allah âdemoğluna zinâdan nasibini yazmıştır. Bu mutlaka ona ulaşacaktır: Gözlerin zinâsı nazardır, dilin zinâsı konuşmaktır. Nefis de temenni eder ve iştah duyar. Ferc de bunu tasdik veya tekzib eder.'"
Kütüb-i Sitte 802, Buharî, isti'zân 12, Kader 9; Müslim, Kader 20, (2657); Ebü Davud, Nikâh 44, (2152).
Yine İbnu Abbâs (radıyallahu anh), "(O güzel hareket edenler), lemem hâric olmak üzere günahın büyüklerinden ve fuhuşlardan kaçınanlardır" (Necm, 32) meâlindeki aynı âyet hakkında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ey Rabbim, sen affedicisin, hepsini affet; küçük günah işlemeyen kulun yoktur."
Kütüb-i Sitte 803, Tirmizî, Tefsir, Necm, (3280).