HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

MİZAH VE ŞAKALAŞMA

6 hadis

قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّكَ تُدَاعِبُنَا! قَالَ: إِنِّي لَا أَقُولُ إِلَّا حَقًّا.

Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Ashabdan bir kısmı: 'Ey Allah'ın Resûlü! Sen bize şaka yapıyorsun!' demişlerdi. 'Şurası muhakkak ki şakada bile olsa ben sadece hakkı söylerim!' buyurdular."

Kütüb-i Sitte 5359, Tirmizî, Birr 57, (1991).

عَنْ أَنَسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَجُلًا اسْتَحْمَلَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: إِنِّي حَامِلُكَ عَلَى وَلَدِ النَّاقَةِ. فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا أَصْنَعُ بِوَلَدِ النَّاقَةِ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَهَلْ تَلِدُ الْإِبِلَ إِلَّا النُّوقُ؟

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam Aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek: 'Ey Allah'ın Resûlü! Beni bir deveye bindir!' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: 'Ben seni devenin yavrusuna bindireceğim!' dedi. Adam: 'Ey Allah'ın Resûlü, ben deve yavrusunu ne yapayım (ona binilmez ki!)' deyince Aleyhissalâtu vesselâm: 'Acaba deveyi deveden başka bir mahluk mu doğurur?' buyurdular."

Kütüb-i Sitte 5360, Tirmizî, Birr 57, (1992); Ebu Dâvud, Edeb 92, (4998).

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لَهُ: يَا ذَا الْأُذُنَيْنِ، يَعْنِي يُمَازِحُهُ.

Yine Enes radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın kendisine: "Ey Zü'l-üzüneyn (iki kulaklı)!" diye hitap ettiğini, bu sözüyle şaka yapmayı kastettiğini rivayet etmiştir.

Kütüb-i Sitte 5361, Tirmizî, Birr 57, (1993); Ebu Dâvud, Edeb 92, (2005).

عَنْ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ، رَجُلٍ مِنَ الْأَنْصَارِ، قَالَ: بَيْنَمَا هُوَ يُحَدِّثُ الْقَوْمَ وَكَانَ فِيهِ مِزَاحٌ، بَيْنَا يُضْحِكُهُمْ فَطَعَنَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي خَاصِرَتِهِ بِعُودٍ، فَقَالَ: أَصْبِرْنِي. فَقَالَ: اصْطَبِرْ. قَالَ: إِنَّ عَلَيْكَ قَمِيصًا وَلَيْسَ عَلَيَّ قَمِيصٌ. فَرَفَعَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ قَمِيصِهِ، فَاحْتَضَنَهُ وَجَعَلَ يُقَبِّلُ كَشْحَهُ، قَالَ: إِنَّمَا أَرَدْتُ هَذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ.

Useyd İbnu Hudayr radıyallahu anh anlatıyor: "Ensardan mizahçı bir zat vardı. (Bir gün yine) konuşup yanındakileri güldürürken Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm elindeki çubuğu (şaka yollu) adamın böğrüne dürttü. Bunun üzerine adam: 'Ey Allah'ın Resûlü (canımı yaktınız). Müsaade edin kısas yapayım!' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: 'Haydi yap!' buyurdu. Adam: 'Ama üzerinizde gömlek var, benim üzerimde yoktu (kısasın tam olması için çıkarmalısınız)!' dedi. Adamın talebi üzerine Aleyhissalâtu vesselâm gömleğini kaldırıp böğrünü açtı. Adam, Resûlullah'ı kucaklayıp böğrünü öpmeye başladı ve: 'Ben bunu arzu etmiştim ey Allah'ın Resûlü!' dedi."

Kütüb-i Sitte 5362, Ebu Dâvud, Edeb 160, (5224).

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «لَا يَأْخُذَنَّ أَحَدُكُمْ مَتَاعَ أَخِيهِ لَاعِبًا وَلَا جَادًّا، وَمَنْ أَخَذَ عَصَا أَخِيهِ فَلْيَرُدَّهَا».

Abdullah İbnu's-Sâib İbni Yezîd İbni's-Sâib, babası tarikiyle ceddi (Yezîd İbnu's-Sâib) radıyallahu anh'tan anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Sizden kimse, ne şaka ne de ciddi olarak kardeşinin değneğini almasın. Kim kardeşinin değneğini almışsa hemen ona geri versin.'"

Kütüb-i Sitte 5363, Ebu Dâvud, Edeb 93, (5003); Tirmizî, Fiten 3, (2161).

عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى قَالَ: حَدَّثَنَا أَصْحَابُ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُمْ كَانُوا يَسِيرُونَ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَنَامَ رَجُلٌ مِنْهُمْ، فَانْطَلَقَ بَعْضُهُمْ إِلَى حَبْلٍ مَعَهُ فَأَخَذَهُ، فَفَزِعَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يُرَوِّعَ مُسْلِمًا».

İbnu Ebî Leylâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ashabı radıyallahu anhüm ecmaînin bize anlattıklarına göre, onlar bir sefer yürüyüşünde idiler. (Bir konaklama sırasında) içlerinden biri uyurken, arkadaşı gidip ipini alır. Uyanınca ipini bulamayan zat (kaybettim diye) korkar. (Duruma muttali olan) Aleyhissalâtu vesselâm: 'Bir Müslümana, bir başka Müslümanı korkutmak helâl olmaz!' buyurdular."

Kütüb-i Sitte 5364, Ebu Dâvud, Edeb 93, (5004).