HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

KIRÂAT

11 hadis

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَفْتَتِحُ صَلَاتَهُ بِبِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ.

İbnu Abbas (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kırâatını bismillâhirrahmânirrahîm ile başlatıyordu."

Kütüb-i Sitte 2502, Tirmizî, Salât 181, (245).

عَنْ أَنَسٍ، قَالَ: صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأَبِي بَكْرٍ، وَعُمَرَ، وَعُثْمَانَ، فَلَمْ أَسْمَعْ أَحَدًا مِنْهُمْ يَقْرَأُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ.

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Ben, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Hz. Ebû Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman (radıyallâhu anhüm) ile birlikte namaz kıldım. Onlardan hiçbirinin bismillâhirrahmânirrahîm'i okuduklarını işitmedim."

Kütüb-i Sitte 2503, Buhârî, Ezân 89; Müslim, Salât 50, (399); Muvatta, Salât 30, (1, 81); Ebü Dâvud, Salât 124, (782); Tirmizî, Salât 182, (246); Nesâî, İftitah 21, 22, (2, 133-135); İbnu Mâce, İkâmet 4, (813- 815).

عَنِ ابْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ: سَمِعَنِي أَبِي وَأَنَا فِي الصَّلَاةِ أَقُولُ: بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، فَقَالَ لِي: أَيْ بُنَيَّ، مُحْدَثٌ، إِيَّاكَ وَالْحَدَثَ. قَالَ: وَلَمْ أَرَ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ أَبْغَضَ إِلَيْهِ الْحَدَثُ فِي الْإِسْلَامِ، يَعْنِي مِنْهُ. قَالَ: وَقَدْ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ، وَمَعَ عُمَرَ، وَمَعَ عُثْمَانَ، فَلَمْ أَسْمَعْ أَحَدًا مِنْهُمْ يَقُولُهَا، فَلَا تَقُلْهَا، إِذَا أَنْتَ صَلَّيْتَ فَقُلْ: الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.

İbnu Abdillah İbnu Muğaffel (rahimehullah) anlatıyor: "Ben (namazda) bismillâhirrahmânirrahîm'i okumuştum. Babam işitti. Bana: 'Oğulcuğum, (bu yaptığın) bir bid'attir. Bid'atten sakın!' dedi. Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashâbından her kimle karşılaştı isem, hepsinin de bid'atten nefret ettiği kadar bir başka şeyden nefret etmediğini gördüm. Babam sözlerine şöyle devam etmişti: 'Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la, Hz. Ebû Bekr'le, Hz. Ömer'le, Hz. Osman'la (radıyallâhu anhüm) namaz kıldım. Onlardan hiçbirinin bunu (besmeleyi) okuduklarını işitmedim. Onu sen de okuma. Sadece "Elhamdülillâhi rabbi'l-âlemîn" de.'"

Kütüb-i Sitte 2504, Tirmizî, Salât 180, (244); Nesâî, İftitah 22, (2,135).

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ikinci rek'atten kalktığı zaman kırâati Elhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn ile başlatıyor ve sükût etmiyordu."

Kütüb-i Sitte 2505, Müslim, Mesâcid 148, (599).

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Kim Fâtihâ-i şerîfe sûresini okumadan namaz kılarsa bilsin ki bu namaz nâkıstır' -bu sözü üç kere tekrarladı- 'eksiktir.'" Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)'ye: "Biz imamın arkasında bulunuyorsak (ne yapalım)?" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "Yine de içinden oku. Zîra ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: 'Allah Teâlâ hazretleri (bir hadîs-i kudsîde) buyurdu ki: Ben kırâati kulumla kendi aramda iki kısma böldüm, yarısı bana ait, yarısı da ona. Kuluma istediği verilmiştir: Kul: Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn (Hamd âlemlerin Rabbine aittir) deyince, Azîz ve Celîl olan Allah: Kulum bana hamdetti! der. Er-Rahmânirrahîm deyince, Allah: Kulum bana senâda bulundu, der. Mâliki yevmiddîn (âhiretin sahibi) deyince, Allah: Kulum beni tebcîl ve ta'zîz etti (büyükledi), der. İyyâke na'budü ve iyyâke nestaîn (yalnız sana ibâdet eder, yalnız senden yardım isteriz) deyince, Allah: Bu benimle kulum arasında bir taahhüttür. Kuluma istediğini verdim, der. İhdina's-sırâta'l-müstakîm, sırâtallezîne en'amte aleyhim gayri'l-mağdûbi aleyhim ve le'd-dâllîn (Bizi doğru yola sevk et; o yol ki kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoludur, gazaba uğrayanların ve dalâlete düşenlerin değil) dediği zaman, Allah: Bu da kulumundur, kuluma istediği verilmiştir, buyurur.'"

Kütüb-i Sitte 2506

Ebû Dâvud'da gelen bir rivâyette şöyle denmiştir: "...Bana Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Haydi git ve Medîne'de ilân et ki: Sadece Fâtiha sûresi de olsa, Kur'ân'dan bir parça okumadıkça kıldığınız namaz namaz değildir' dedi ve başka bir şey ilâve etmedi."

Kütüb-i Sitte 2507

Rezin'in zikrettiği bir rivâyette şöyle gelmiştir: "...Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Kırâatsiz namaz sahih değildir.' Bilesiniz, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize her ne duyurdu ise biz de size duyurduk. Bize gizli tuttuğunu biz de size gizli tuttuk." Bu açıklama üzerine bir zât ona: "Ey Ebû Hüreyre, Fâtiha'ya herhangi bir ilavede bulunmazsam (yeterli midir) ne dersin?" diye sordu. Ebû Hüreyre dedi ki: "Bu suâl Aleyhissalâtu vesselâm'a da sorulmuştu, şu cevabı verdi: 'Bununla iktifâ edersen sana yeter, ilavede bulunursan senin için daha hayırlı ve efdal olur.'"

Kütüb-i Sitte 2508, Müslim, Salât 38, (395); Muvatta; Salât 39, (1, 84-85); Ebü Dâvud, Salât 136, (819, 820, 821); Tirmizî, Tefsîr, Fâtiha, (2954, 2955); Nesai, İftitah 23, (2,135, 236).

Ebû Saîd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "(Namazda) Fâtiha sûresi ile kolaya gelen bir miktar (Kur'ân âyetini) okumakla emrolunduk."

Kütüb-i Sitte 2509, Ebü Dâvud, Salât 136, (818).

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) demiştir ki: "Kim Fâtiha'yı okumadan bir rek'at namaz kılarsa, imamın arkasında bulunmadığı takdirde, namaz kılmış sayılmaz."

Kütüb-i Sitte 2510, Muvatta, Salât 38, (1, 84); Tirmizî, Salât 283, (313).

Vâil İbnu Hucr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın gayri'l-mağdûbi aleyhim ve lâ'd-dâllîn'i okuyunca âmîn dediğini ve bunu söylerken sesini uzattığını işittim." Bir başka rivâyette şöyle gelmiştir: "... Bunu söylerken sesini yükselttiğini işittim."

Kütüb-i Sitte 2511, Ebü Dâvud, Salât 172, (932, 933); Tirmizî, Salât 184, (248).

Hz. Bilal (radıyallâhu anh)'in söylediğine göre, Aleyhissalâtu vesselâm'a: "Ey Allah'ın Resûlü! Âmîn'de beni geride bırakma!" demiştir.

Kütüb-i Sitte 2512, Ebü Dâvud, Salât 172, (937).