أَنَّ رَجُلًا ضَرَبَ رَجُلًا عَلَى سَاعِدِهِ بِالسَّيْفِ مِنْ غَيْرِ الْمَفْصِلِ فَقَطَعَهَا، فَاسْتَعْدَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَمَرَ لَهُ بِالدِّيَةِ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي أُرِيدُ الْقِصَاصَ، فَقَالَ: خُذِ الدِّيَةَ، بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِيهَا، وَلَمْ يَقْضِ لَهُ بِالْقِصَاصِ
Câriye İbnu Zafar radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam bir başkasının ön koluna kılıçla vurarak mafsal olmayan bir yerden koparıp attı. Kolu koparılan adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a müracaatla kolunu kesenden hakkını almasını istedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, kolu kesilene diyet ödenmesini emretti. Adam: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben kısas istiyorum' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Diyetini al, Allah onu hakkında mübarek kılacaktır' buyurdular ve kısasa hükmetmediler."