السَّفَرُ قِطْعَةٌ مِنَ العَذَابِ، يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ وَنَوْمَهُ، فَإِذَا قَضَى نَهْمَتَهُ، فَلْيُعَجِّلْ إِلَى أَهْلِهِ.
Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Yolculuk azaptan bir parçadır; her birinizin yiyeceğine, içeceğine, uykusuna mâni olur. Öyleyse işini bitiren, ailesine dönmede acele etsin.'"
Kütüb-i Sitte 2172, Buhârî, Umre 19, Cihâd 136, Etime 30; Müslim, İmâret 179, (1927); Muvatta, İsti'zân 39, (2, 980).
إِذَا دَخَلْتَ لَيْلًا فَلَا تَدْخُلْ عَلَى أَهْلِكَ حَتَّى تَسْتَحِدَّ الْمُغِيبَةُ، وَتَمْتَشِطَ الشَّعِثَةُ. قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: فَعَلَيْكَ بِالْكَيْسِ الْكَيْسِ.
Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Seferden dönünce ailene gece vakti gelme; ta ki kocasını bekleyen kadıncağız usturasını kullansın, dağınık saçlarını tarasın. Sana keys gerekir.'"
Kütüb-i Sitte 2173, Buhârî, Nikah 120, Umre 16; Müslim, İmâret 183-184, (715); Ebü Dâvud, Cihâd 175, (2776, 2777, 2778); Tirmizî, Radâ 17, (1172) İsti'zân 19, (2713).
نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ يَطْرُقَ الرَّجُلُ أَهْلَهُ لَيْلًا يَتَخَوَّنُهُمْ أَوْ يَلْتَمِسُ عَثَرَاتِهِمْ.
Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Resûlullah onları (yolculuktan dönenleri), kadınları ihanet zannı altında tutmuş ve açıklarını aramış olmamaları için evlerinin kapılarını geceleyin çalmaktan nehyetti."
Kütüb-i Sitte 2174
وفي أخرى: «لا تلجوا على المغيبات، فإن الشيطان يجري من أحدكم مجرى الدم». فقلنا: ومنك؟ قال: «ومني، إلا أن الله أعانني عليه فأسلم».
Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Resûlullah: 'Kocası gurbette olan (yabancı) kadınların yanına girmeyin. Zira şeytan, her birinizin içinde, vücudunuzda kanın dolaştığı gibi, (kendisini hissettirmeden) dolaşır.' buyurdu. Biz atılıp sorduk: 'Sende de dolaşır mı?' 'Bende de (dolaşır), ancak Allah bana yardım etti de (şeytanım) Müslüman oldu.'"
Kütüb-i Sitte 2175, Tirmizî, Radâ 17, (1172).
كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا قفل من غزو أو سفر، فأدركه الليل، لم يدخل المدينة حتى يأتيها ضحى، ويقول: «أمهلوا حتى تمتشط الشعثة، وتستحد المغيبة».
Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir gazveden -veya bir seferden- döndüğü vakit Medîne'ye gece ulaşacak olsa girmez, sabahı beklerdi. Sabahtan önce ulaşacak olsa yine girmez, sabah vaktini beklerdi. Derdi ki: 'Biraz mühlet tanıyın da kokusunu sürünmemiş olan taransın, kocası gurbette olan usturasını kullansın.'"
Kütüb-i Sitte 2176, Buhârî, Nikah 120, Umre 16; Müslim, İmâret 183-184, (715); Ebü Dâvud, Cihâd 175, (2776, 2777, 2778); Tirmizî, Radâ 17, (1172) İsti'zân 19, (2713).
عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: لما نهاهم النبي صلى الله عليه وسلم أن يطرقوا النساء ليلا، طرق رجلان بعد النهي، فوجد كل واحد منهما مع امرأته رجلا.
Hz. İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onları kadınların yanına geceleyin gelmekten yasakladığı zaman, iki kişi (bu yasağı dinlemeyip) geceleyin evlerine geldi. Her ikisi de evinde, hanımının yanında bir yabancı erkek buldu."
Kütüb-i Sitte 2177, Tirmizî, İsti'zân 19, (2713).