HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

ŞUF'A'YA DAİR HADİSLER

7 hadis

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) taksim edilmedikçe her (akar) malda şuf'a hakkı bulunduğuna hükmetti. Araya sınırlar konup, yollar tayin edilince şuf'a hakkı kalkar." Bu hadisi Beş Kitap da tahric etmiştir.

Kütüb-i Sitte 354, Buhârî, Şuf'a 1, Büyü 96, 97, Hiyel 14, Şirket 8-9; Müslim, Müsâkat 134 (1608); Nesâî, Büyü 108, 109 (7, 301); Ebu Dâvud, Büyü 73, (3513, 3514); Tirmizî, Ahkâm 33, (1370). Müslim'deki metin şöyledir: "Henüz taksim edilmemiş arazi, mesken, bahçe gibi (akar nevinden) her ortaklıkta şuf'a hakkı vardır. (Ortaklarından birinin) ortağına haber vermeden satması helal olmaz. Satmadan önce haber verir, ortağı satın alır veya terkeder. Ortağına haber vermeden satarsa, ortağı bu mala (aynı fiyat karşılığında) hak sâhibi olur."

Ebu Dâvud ve Tirmizî'de gelen bir diğer rivayet şöyledir: "Komşu, komşusuna karşı şuf'a hakkına sâhiptir. Aynı yoldan işliyorlarsa, komşu bulunmadığı takdirde, gıyâbında satış yapmaz, bekler."

Kütüb-i Sitte 355, Ebu Dâvud, Büyü 75, (3518); Tirmizî, Ahkâm 33, (1369); İbnu Mâce, Şüf'a 2, (2494); Nesâî, Büyü 80, (7, 301).

Tirmizî'nin bir diğer rivayetinde: "Evin komşusu eve bir başkasından daha çok hak sâhibidir" buyrulmuştur.

Kütüb-i Sitte 356, Tirmizî, Ahkâm 31, (1368), 33, (1370).

جَارُ الدَّارِ أَحَقُّ بِدَارِ الْجَارِ أَوِ الْأَرْضِ.

Tirmizî'nin ve Ebu Dâvud'un Semure'den yaptıkları bir rivayete göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: "Evin komşusu, komşunun evine veya tarlaya daha ziyade hak sâhibidir."

Kütüb-i Sitte 357, Tirmizî, Ahkâm 31, (1368); Ebû Dâvud, Büyü 75, (3518).

عَنْ عَمْرِو بْنِ الشَّرِيدِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا رَافِعٍ يَقُولُ: الْجَارُ أَحَقُّ بِسَقَبِهِ.

Amr İbnu'ş-Şerid'in anlattığına göre, Ebu Râfi (radıyallahu anh)'nin şöyle söylediğini işitmiştir: "Komşu, yakın komşusuna karşı daha çok hak sahibidir."

Kütüb-i Sitte 358, Buhârî, Şüf'a 2, Hiyel 14, 15; Ebu Dâvud, Büyü 75, (3516); Nesâî, Büyü 109, (7, 320).

عَنِ الشَّرِيدِ بْنِ سُوَيْدٍ قَالَ: أَنَّ رَجُلًا قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَرْضٌ لَيْسَ لِأَحَدٍ فِيهَا شِرْكٌ وَلَا قَسْمٌ إِلَّا الْجِوَارُ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْجَارُ أَحَقُّ بِسَقَبِهِ مَا كَانَ.

Şerîd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e: 'Ey Allah'ın Resûlü, tarlam var, kimsenin bunda ne ortaklığı ne de hissesi var, ancak komşum var' dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): 'Komşu, yakın olan eve daha ziyade hak sâhibidir' buyurdu."

Kütüb-i Sitte 359, Nesâî, Büyü 109, (7, 320).

عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ حَزْمٍ، أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ قَالَ: إِذَا وَقَعَتِ الْحُدُودُ فِي الْأَرْضِ فَلَا شُفْعَةَ فِيهَا، وَلَا شُفْعَةَ فِي بِئْرٍ وَلَا فِي فَحْلِ النَّخْلِ.

Hz. Osman (radıyallahu anh) buyurdular ki: "Bir araziye sınırlar konacak olursa artık onda şuf'a hakkı kalmaz, ne kuyunun suyunda şuf'a hakkı ne de hurma ağaçlarını telkihte (döllemede) şuf'a hakkı kalmaz."

Kütüb-i Sitte 360, Muvatta, Şüf'a 4, (7, 320).