HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

RÜKÛ VE SECDELERİN MİKTARI

6 hadis

عَنْ وَهْبِ بْنِ مَانُوسٍ، قَالَ: سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ، قَالَ: سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ يَقُولُ: مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَشْبَهَ صَلَاةً بِصَلَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ هَذَا الْفَتَى، يَعْنِي عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، فَحَزَرْنَا فِي رُكُوعِهِ عَشْرَ تَسْبِيحَاتٍ، وَفِي سُجُودِهِ عَشْرَ تَسْبِيحَاتٍ.

Saîd İbnu Cübeyr (rahimehullah) anlatıyor: "Enes İbnu Mâlik (radıyallâhu anh)'i dinledim, şöyle diyordu: 'Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan sonra, namazı Resûlullah'ın namazına bu derece benzeyen şu gençten, yani Ömer İbnu Abdilaziz'den başka birinin ardında namaz kılmadım.'" Enes devamla dedi ki: "Rükûsunda on tesbihât, secdelerinde de o kadar tesbihât tahmin ettik."

Kütüb-i Sitte 2558, Ebu Dâvud, Salât 154, (88); Nesâî, İftitah 166, (2, 224-225).

es-Sa'dî babasından veya amcasından naklediyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a namazını kılarken dikkatle baktım, rükû ve secdelerinde üçer kere subhânallâhi ve bi-hamdihi diyecek kadar duruyordu."

Kütüb-i Sitte 2559, Ebü Dâvud, Salât 154, (885).

Gunder'in bir rivayetinde denir ki: "İbnu'l-Eş'as zamanında Kûfe'ye Mataru'bnu Naciye (adında biri) galebe çaldı. (İbnu Abbas'ın oğlu) Ebû Ubeyde İbnu Abdillah'a halkın önüne geçip namaz kıldırmasını emretti. Ebû Ubeyde, (namaz kıldırırken) başını rükûdan kaldırdığı zaman ben: 'Allahümme Rabbenâ ve leke'l-hamdü mil'e's-semâvât ve mil'e'l-ardı ve mil'e mâ şi'te min şey'in ba'du. Ehle's-senâi ve'l-mecdi, lâ mâni'a li-mâ a'tayte ve lâ mu'tiye li-mâ mena'te. Ve lâ yenfe'u ze'l-ceddi minke'l-ceddü' duasını okuyuncaya kadar kıyamda dururdu." el-Hakem der ki: "Bunu ben Abdurrahman İbnu Ebî Leylâ'ya zikrettim. Dedi ki: 'Berâ İbnu'l-Âzib (radıyallahu anh)'i işittim: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın kıldığı namazın rükûsu, secdesi, rükû ve secdeden başını kaldırdığı zamanki ve iki secde arasındaki (fasılaları) birbirine yakın uzunlukta idi" demişti.'" Şu'be der ki: "Ben bunu Amr İbnu Mürre'ye söyledim. O da: 'Ben, İbnu Ebî Leylâ'yı gördüm, onun namazı böyle değildi' dedi."

Kütüb-i Sitte 2560

Sahîheyn'in diğer bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın rükû ve secdesi ve iki secde arasındaki (fâsıla ile), rükûdan başını kaldırdığı zamanki (fâsıla) -kıyam ve ku'ûd (oturma) hariç- birbirine yakın miktardaydı."

Kütüb-i Sitte 2561, Buharî, Ezân 120, 127, 140; Müslim, Salât 194, (471); Ebü Dâvud, Salât 147, (852); Tirmizî, Salât 207, (279); Nesâî, lftitah 114, (2, 197-198).

عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّهُ رَأَى رَجُلًا يُصَلِّي فَطَفَّفَ، فَقَالَ لَهُ حُذَيْفَةُ: مُنْذُ كَمْ تُصَلِّي هَذِهِ الصَّلَاةَ؟ قَالَ: مُنْذُ أَرْبَعِينَ عَامًا. قَالَ: مَا صَلَّيْتَ مُنْذُ أَرْبَعِينَ سَنَةً، وَلَوْ مِتَّ وَأَنْتَ تُصَلِّي هَذِهِ الصَّلَاةَ لَمِتَّ عَلَى غَيْرِ فِطْرَةِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. ثُمَّ قَالَ: إِنَّ الرَّجُلَ لَيُخَفِّفُ وَيُتِمُّ وَيُحْسِنُ.

Zeyd İbnu Vehb anlatıyor: "Huzeyfe (radıyallâhu anh) bir adamın namaz kılarken hile yaptığını görmüştü. 'Sen bu namazı ne zamandan beri kılıyorsun?' diye sordu. Adamcağız: 'Kırk yıldan beri!' dedi. Huzeyfe: 'Öyleyse kırk yıldan beri namaz kılmadın (bütün kıldıkların boşa gitmiş). Şâyet bu şekilde namaz kılarak ölecek olursan Muhammed'in fıtratından başka bir fıtrat üzere öleceksin!' dedi ve ilave etti: 'Kişi namazı hafif kılar (ama buna rağmen) tam kılar, güzel kılar!'"

Kütüb-i Sitte 2562, Buharî, Ezân 119,132; Nesâî, Sehv 66, (3, 58-59).

عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شِبْلٍ، قَالَ: نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ نَقْرَةِ الْغُرَابِ، وَافْتِرَاشِ السَّبُعِ، وَأَنْ يُوَطِّنَ الرَّجُلُ الْمَكَانَ فِي الْمَسْجِدِ كَمَا يُوَطِّنُ الْبَعِيرُ.

Abdurrahman İbnu Şibl (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) karga gagalamasından, vahşi hayvanlar gibi kolları yaymaktan, kişinin mescidde deve gibi mekân tutmasından nehyetti."

Kütüb-i Sitte 2563, Ebü Dâvud, Salât 148, (862); Nesâî, İftitah 145, (2, 214).