HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

KÖLE VE CARİYENİN TALAKI

10 hadis

عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «طَلَاقُ الْأَمَةِ تَطْلِيقَتَانِ، وَقُرْؤُهَا حَيْضَتَانِ». وَفِي رِوَايَةٍ: «وَعِدَّتُهَا حَيْضَتَانِ».

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Câriyenin talakı iki talaktır, iddeti de -bir nüshada: "kurû'u da"- iki hayız müddetidir.'"

Kütüb-i Sitte 4040, Ebu Davud, Talak 6, (2189); Tirmizi, Talak 7, (1182); İbnu Mace, Talak 30, (2080).

عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ كَانَ يَقُولُ: «إِذَا طَلَّقَ الْعَبْدُ امْرَأَتَهُ تَطْلِيقَتَيْنِ فَقَدْ حَرُمَتْ عَلَيْهِ، حَتَّى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ، حُرَّةً كَانَتْ أَوْ أَمَةً، وَعِدَّةُ الْحُرَّةِ ثَلَاثُ حِيَضٍ، وَعِدَّةُ الْأَمَةِ حَيْضَتَانِ».

İbnu Ömer radıyallahu anhüma derdi ki: "Köle, hanımını iki talakla boşadı mı artık kadın, başka bir kocaya varıp ondan boşanmadıkça ona haram olur. Bu kölenin hanımı hür de olsa, köle de olsa hüküm böyledir. Hür kadının iddeti üç hayız müddeti, köle kadının iddeti iki hayız müddetidir."

Kütüb-i Sitte 4041, Muvatta, Talak 50, (2, 574).

عَنْ أَبِي حَسَنٍ مَوْلَى بَنِي نَوْفَلٍ، أَنَّهُ اسْتَفْتَى ابْنَ عَبَّاسٍ فِي مَمْلُوكٍ كَانَتْ تَحْتَهُ مَمْلُوكَةٌ، فَطَلَّقَهَا تَطْلِيقَتَيْنِ، ثُمَّ عُتِقَا بَعْدَ ذَلِكَ، هَلْ يَصْلُحُ لَهُ أَنْ يَخْطُبَهَا؟ قَالَ: «نَعَمْ، قَضَى بِذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم». وَفِي رِوَايَةٍ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ: «بَقِيَتْ لَكَ وَاحِدَةٌ، قَضَى بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم».

Ebu Hasan Mevlâ Benî Nevfel anlatıyor: "İbnu Abbas radıyallahu anhümaya dedim ki: 'Bir köle, nikâhı altında bulunan köle bir kadını iki talakla boşasa, sonra bunlar azat edilseler, onunla yeniden evlenmek istemesi câiz olur mu?' İbnu Abbas radıyallahu anhüma sorumu şöyle cevapladı: 'Evet! Ona bir talak daha kalmıştır. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm böyle hükmetti.'"

Kütüb-i Sitte 4042, Ebu Davud, Talak 6, (2187, 2188); Nesai, Talak 19, (6, 154, 155).

Nafi rahimehullah anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anhüma derdi ki: 'Kim kölesine evlenme izni verirse, boşama yetkisi kölenin elinde olur. Onun boşama yetkisinden hiçbiri başkasının elinde olamaz. Ancak, kişinin kendi kölesinin cariyesini veya cariyesinin cariyesini almasında bir günah yoktur.'"

Kütüb-i Sitte 4043, Muvatta, Talak 51, (2, 575).

Süleyman İbnu Yesar rahimehullah anlatıyor: "Nüfey', Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın zevce-i pakleri Ümmü Seleme'nin mükâtebi idi veya nikâhında hür bir kadın olan bir köle idi. Nüfey' bu kadını iki talakla boşadı. Sonra kadını geri almak istedi. Durumu Hz. Osman ve Zeyd İbnu Sabit radıyallahu anhüma'ya sordu. Bunlar: 'O artık sana haram oldu, o artık sana haram oldu!' dediler."

Kütüb-i Sitte 4044, Muvatta, Talak 47, (2, 574).

İbnu Abbas radıyallahu anhüma demiştir ki: "Cariyenin boşanması beş suretle vukûa gelir: Azad edilmesi, kocasının boşaması, efendisinin satması, efendisinin hibe etmesi, miras olmasıyla."

Kütüb-i Sitte 4045, Rezin tahric etmiştir.

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ben, karı-koca iki kölemi azad etmek istemiştim. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm önce erkekten başlayıp sonra da kadını azad etmemi emretti."

Kütüb-i Sitte 4046, Ebu Davud, Talak 22, (2237); Nesai, Talak 28, (6, 161). Rezin, (Resulullah'ın bu emrinin sebebini belirtmek üzere) şu ziyadede bulunmuştur: "....kadına hakk-ı hıyâr (erkeği kabul veya reddetme muhayyerliği) olmasın diye."

Yine Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Berîre radıyallahu anha'da üç sünnet vardı: 1. Azad edildi ve kocasını tercih edip etmemede muhayyer kılındı. 2. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onun hakkında: "Velâ, âzad edenedir" buyurdu. 3. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, tencere kaynarken eve girmişti. Kendisine ekmek ve evde bulunan katıktan bir sofra kuruldu. "Galiba bir tencerenin kaynadığını görüyorum" buyurdu. Oradakiler: "Evet ama, bu Berîre'ye tasadduk edilen bir ettir. Sen ise sadaka yemiyorsun!" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: "Bu ona sadakadır, (ama ondan) bize hediyedir!" buyurdu."

Kütüb-i Sitte 4047, Muvatta, Talak 25, (2, 562); Ebu Davud, Talak 19, (2233, 2235, 2236); Tirmizi, Radâ' 7, (1154, 1155); Nesai, Talak 29, 30, (6, 162, 163).

İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Berîre'nin kocası, Muğis adında bir köle idi. Ben onu, Berîre'nin etrafında ağlayarak tavaf edercesine dolaştığını görür gibiyim. Gözyaşları sakallarını ıslatmıştı. Hatta Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir ara amcası Abbas radıyallahu anh'a: "Muğis'in Berîre'ye olan sevgisine mukabil, Berîre'nin Muğis'e olan nefreti seni hayrete sevk etmiyor mu?" buyurdu. (Muğis'in hâline acıyarak) Berîre'ye: "Muğis'e ric'at etmez misin?" diye şefaatte bulundu. Ancak Berîre kararlı idi: "Ey Allah'ın Resûlü, bunu emir mi buyuruyorsunuz? (Eğer emirse hayhay. Hemen ayrılma kararımdan döneyim!)" dedi. Resûlullah: "Hayır! Ben sadece onun lehine şefaatte bulunuyorum!" deyince, Berîre: "Öyleyse ona ihtiyacım yok!" cevabını verdi."

Kütüb-i Sitte 4048, Buhari, Talak 15, 16; Ebu Davud, Talak 31, (2231, 2232); Tirmizi, Radâ' 7 (1156); Nesai, Kudat 27, (8, 245).

وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ مَوْلَاةً لِبَنِي عَدِيٍّ يُقَالُ لَهَا زَبْرَاءُ أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا كَانَتْ تَحْتَ عَبْدٍ وَهِيَ أَمَةٌ يَوْمَئِذٍ فَعَتَقَتْ، قَالَتْ: فَأَرْسَلَتْ إِلَيَّ حَفْصَةُ زَوْجُ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَدَعَتْنِي، فَقَالَتْ: إِنِّي مُخْبِرَتُكِ خَبَرًا وَلَا أُحِبُّ أَنْ تَصْنَعِي شَيْئًا، إِنَّ أَمْرَكِ بِيَدِكِ مَا لَمْ يَمْسَسْكِ زَوْجُكِ، فَإِنْ مَسَّكِ فَلَيْسَ لَكِ مِنَ الْأَمْرِ شَيْءٌ. قَالَتْ: فَقُلْتُ: هُوَ الطَّلَاقُ، ثُمَّ الطَّلَاقُ، ثُمَّ الطَّلَاقُ. فَفَارَقَتْهُ ثَلَاثًا.

İmam Malik'e ulaştığına göre: Benî Adiyy'e ait Zebrâ adlı bir câriye, bir kölenin nikâhı altında idi. Kendisi âzat edilince, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın zevce-i pâkleri, Ümmü'l-mü'minîn Hafsa radıyallahu anhâ ona haber salıp yanına çağırttı ve dedi ki: "Sana bir haber vereceğim; fakat herhangi bir şey yapmanı istemem. Kocan sana temas etmedikçe muhayyersin. Eğer sana temas ederse artık muhayyerliğin kalmaz." Böyle bir hakkının varlığını öğrenen kadın derhal: "O boştur, yine boştur, yine boştur" diyerek kocasını üç talâkla boşadı.

Kütüb-i Sitte 4049, Muvatta, Talak 27, (2, 563).