İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek alış-verişte aldatıldığını söyledi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisine: "Alış-veriş yaptığın kimseye: Aldatmaca yok! de" buyurdu.
HADİS KÜTÜPHANESİ
Kütüb-i Sitte
ALDATMAYA DAİR
Abdülmecid İbnu Vehb anlatıyor: "Bana, el-Addâ' İbnu Hâlid (radıyallahu anh): "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bana yazdığı bir mektubu sana okuyayım mı?" dedi. Ben: "Memnuniyetle!" deyince bir mektup çıkardı. Mektupta şunlar yazılı idi: "Bu, el-Addâ İbnu Hâlid İbni Zehve'nin Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'den satın aldığı şeyi tevsik eder. el-Addâ ondan bir köle veya cariye satın aldı. Kölede, ne herhangi bir hastalık, ne (zina, hırsızlık, kaçma gibi) bir düşkünlük ne de (satışını gayr-ı meşru kılan hürr asıllı bulunmak, emânet ve rehin olarak verilmiş olmak gibi) haramlık yoktur. Bu Müslümanın Müslümana satışıdır."
İbnu Ebî Evfâ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam çarşıya satmak üzere mal koydu. Müslümanlardan biri alıcı çıkınca, onu ikna için, 'Senin vermediğin parayı ödedim.' diye Allah'a kasem etmişti. Bunun üzerine şu âyet nâzil oldu: 'Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenler var ya, işte onların âhirette bir payları yoktur. Allah, kıyamet günü, onlara hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azab onlar içindir.' (Âl-i İmrân, 77)"
Amr İbnu Dinar anlatıyor: "Nevvas adında biri vardı. Yanında su içme hastası bir deve vardı. İbnu Ömer (radıyallahu anh) bu deveyi ortağından satın aldı. Ortağı kendisine uğrayınca: 'Şu devemiz var ya, onu sattık.' dedi. Ortağı, 'Kime?' deyince, 'Şu şu evsafta bir yaşlıya.' diye tarif etti. Ortağı: 'Öyle mi, amma da yaptın! Vallahi o zat İbnu Ömer'dir.' dedi. Sonra İbnu Ömer (radıyallahu anh)'e gelerek: 'Ortağım sana su içme hastası bir deve satmış, durumunu da sana söylememiş.' dedi. İbnu Ömer: 'Öyleyse götür onu.' dedi. Adam götürmek üzere tutunca: 'Bırak deveyi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın hükmüne râzıyız; sirayet yoktur.' buyurdu."
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çarşıda bir yiyecek yığınına rastlayınca elini yığına daldırıp çıkardı. Parmaklarına rutubet bulaştı. Adama: 'Ey satıcı, nedir bu?' diye çıkıştı. Adam: 'Ey Allah'ın Resûlü, yağmur ıslattı.' deyince: 'Bu ıslaklığı üste getirip herkesin görmesini sağlayamaz mıydın? Kim bizi aldatırsa o bizden değildir.' buyurdu."
Ebu Dâvud ve Tirmizî'nin rivayetlerinde (yukarıdaki hadiste) şu ziyade mevcuttur: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a 'elini yığına daldır' diye vahyedildi, o da elini daldırdı. Yığın ıslaktı. 'Aldatan bizden değildir' buyurdu."
Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) buyurmuştur ki: "Müslüman bir kimsenin, bir malda kusur olduğunu bildiği halde, müşteriye haber vermeden satması haramdır."