HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

SİHİR

3 hadis

عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، لَا يَزَالُ يُصِيبُكَ فِي كُلِّ عَامٍ وَجَعٌ مِنَ الشَّاةِ الْمَسْمُومَةِ الَّتِي أَكَلْتَ. قَالَ: «مَا أَصَابَنِي شَيْءٌ مِنْهَا إِلَّا وَهُوَ مَكْتُوبٌ عَلَيَّ وَآدَمُ فِي طِينَتِهِ»

Ümmü Seleme radıyallahu anha diyor ki: "Ey Allah'ın Resûlü! (Hayber'de) yediğin zehirli koyun etinin ağrısı her yıl sana ara vermeden geliyor" demiştim, şu cevapta bulundular: "Ondan bana isabet eden şey, Âdem daha çamurunda iken (daha tam olarak yaratılmamış iken) Allah'ın hakkımda yazdığı şeydir; ondan ne eksiktir ne de fazlası."

Kütüb-i Sitte 7016

عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي الْعَاصِ، قَالَ: لَمَّا اسْتَعْمَلَنِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى الطَّائِفِ، جَعَلَ يَعْرِضُ لِي شَيْءٌ فِي صَلَاتِي حَتَّى مَا أَدْرِي مَا أُصَلِّي، فَلَمَّا رَأَيْتُ ذَلِكَ رَحَلْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: «ابْنُ أَبِي الْعَاصِ؟» قُلْتُ: نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ: «مَا جَاءَ بِكَ؟» قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، عَرَضَ لِي شَيْءٌ فِي صَلَاتِي حَتَّى مَا أَدْرِي مَا أُصَلِّي. قَالَ: «ذَاكَ الشَّيْطَانُ، ادْنُهْ». فَدَنَوْتُ مِنْهُ، فَجَلَسْتُ عَلَى صُدُورِ قَدَمَيَّ، قَالَ: فَضَرَبَ صَدْرِي بِيَدِهِ، وَتَفَلَ فِي فَمِي، وَقَالَ: «اخْرُجْ عَدُوَّ اللَّهِ». فَفَعَلَ ذَلِكَ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ قَالَ: «الْحَقْ بِعَمَلِكَ». قَالَ: فَقَالَ عُثْمَانُ: فَلَعَمْرِي مَا أَحْسَبُهُ خَالَطَنِي بَعْدُ

Osman İbnu Ebi'l-Âs radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm beni Tâif'e vali tayin edince, namazda bana bir şey arız olmaya başladı. Öyle ki, ne kıldığımı bilemez hâle geldim. Bu durumu kendimde görünce hemen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gittim. Beni görünce: 'Bu gelen İbnu Ebi'l-Âs değil mi?' buyurdular. Ben: 'Evet, ey Allah'ın Resûlü!' dedim. 'Niye geldin?' buyurdular. 'Ey Allah'ın Resûlü! Bana namazda bir hâl arız oldu; ne kıldığımı bilmez, anlamaz hâle geldim' dedim. 'Anlattığın şey şeytandır, bana yaklaş!' buyurdular. Bunun üzerine Resûlullah'a yaklaştım. Diz çöküp ayaklarımın üstüne oturdum. Aleyhissalâtu vesselâm mübarek elleriyle göğsüme vurup ağzımın içine tükürdüler. Sonra: 'Çık ey Allah'ın düşmanı!' dediler. Bu muameleyi bana üç kere tekrar ettiler. Sonunda: 'Haydi işinin başına git!' buyurdular." Ravi der ki: "Osman kasem ederek dedi ki: 'Ömrüme yemin olsun ki ondan sonra şeytanın bana sokulduğunu hiç sanmam.'"

Kütüb-i Sitte 7017

عَنْ أَبِي لَيْلَى قَالَ: كُنْتُ جَالِسًا عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذْ جَاءَهُ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ: إِنَّ لِي أَخًا وَجِعًا. قَالَ: «مَا وَجَعُ أَخِيكَ؟» قَالَ: بِهِ لَمَمٌ. قَالَ: «اذْهَبْ فَأْتِنِي بِهِ». قَالَ: فَذَهَبَ فَجَاءَ بِهِ، فَأَجْلَسَهُ بَيْنَ يَدَيْهِ، فَسَمِعْتُهُ عَوَّذَهُ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ، وَأَرْبَعِ آيَاتٍ مِنْ أَوَّلِ الْبَقَرَةِ، وَآيَتَيْنِ مِنْ وَسَطِهَا: {وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ}، وَآيَةِ الْكُرْسِيِّ، وَثَلَاثِ آيَاتٍ مِنْ خَاتِمَتِهَا، وَآيَةٍ مِنْ آلِ عِمْرَانَ أَحْسِبُهُ قَالَ: {شَهِدَ اللَّهُ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ}، وَآيَةٍ مِنَ الْأَعْرَافِ: {إِنَّ رَبَّكُمُ اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ} الْآيَةَ، وَآيَةٍ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ: {وَمَنْ يَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهِ}، وَآيَةٍ مِنَ الْجِنِّ: {وَأَنَّهُ تَعَالَى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا}، وَعَشْرِ آيَاتٍ مِنْ أَوَّلِ الصَّافَّاتِ، وَثَلَاثِ آيَاتٍ مِنْ آخِرِ الْحَشْرِ، وَقُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ، وَالْمُعَوِّذَتَيْنِ، فَقَامَ الْأَعْرَابِيُّ قَدْ بَرَأَ لَيْسَ بِهِ بَأْسٌ.

Ebu Leyla el-Ensarî radıyallahu anh anlatıyor: "(Bir gün) ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında otururken, Efendimize bir bedevi geldi: 'Hasta bir erkek kardeşim var' dedi. Resûlullah: 'Kardeşinin hastalığı nedir?' diye sordu. 'Kardeşimde biraz delilik var!' dedi. 'Git, onu bana getir!' buyurdular. Adam gitti, kardeşini getirdi. Resûlullah önüne oturttu. Fâtiha-i şerifeyi, Bakara suresinin başından ilk dört ayeti, ortalarından 'Ve ilâhüküm ilâhün vâhidün' ayeti ile Âyetü'l-Kürsî'yi, sonundan ise üç ayeti; Âl-i İmrân'dan bir ayeti ki bunun 'Şehidallahu ennehu lâ ilâhe illâ hû' ayeti olduğunu zannediyorum; A'râf suresinden 'İnne rabbekümüllahüllezi halaka' ayetini; Mü'minûn suresinden 'Ve men yed'u meallahi ilâhen âhara lâ burhâne lehû bihî' ayetini; Cin suresinden 'Ve ennehu teâlâ ceddü rabbinâ mettehaze sâhibeten ve lâ veleden' ayetini; Sâffât suresinin başından on ayeti, Haşir suresinin sonundan üç ayeti; Kul hüvallahu ahad suresini ve Muavvizeteyn surelerini okuyarak ona afsun yaptığını işittim. Bunun üzerine bedevi ayağa kalktı. Tamamen iyileşmişti."

Kütüb-i Sitte 7018