كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا خَرَجَ لِحَاجَتِهِ تَبِعْتُهُ أَنَا وَغُلَامٌ مِنَّا، مَعَنَا إِدَاوَةٌ مِنْ مَاءٍ، يَعْنِي يَسْتَنْجِي بِهِ.
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kaza-yı haceti için çıktığı zaman ben ve bizden bir gulam (oğlan) O'nu takip ederdik. Beraberimizde, istinca etmesi için su kabı olurdu."
Kütüb-i Sitte 3541, Buhari, Vudü 16, 15, 17, 56, Salât 93; Müslim, Tahâret 70, (271); Ebu Dâvud, Tahâret 23, (43); Nesâi, Tahâret 41, (1, 42).
عَنْ جَابِرٍ قَالَ: كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَدَخَلَ الْخَلَاءَ فَقَضَى حَاجَتَهُ، ثُمَّ قَالَ: يَا جَابِرُ ائْتِنِي بِمَاءٍ. فَأَتَيْتُهُ بِمَاءٍ، فَاسْتَنْجَى، ثُمَّ مَسَحَ يَدَهُ بِالْأَرْضِ.
Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte idim. Helâya gitti ve kaza-yı hacette bulundu. Sonra: 'Ey Câbir, suyu getir!' diye ferman etti. Ben de suyu götürdüm; eliyle istinca etti. Sonra elini yere sürttü."
Kütüb-i Sitte 3542, Nesai, Taharet 43, (1, 45); İbnu Mace, Taharet 29, (358).
عَنْ سُفْيَانَ بْنِ الْحَكَمِ الثَّقَفِيِّ، أَوِ الْحَكَمِ بْنِ سُفْيَانَ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا بَالَ يَتَوَضَّأُ وَيَنْتَضِحُ.
Süfyan İbnu'l-Hakem veya Hakem İbnu Süfyan es-Sakafî anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bevledince abdest alır ve tenasül uzvuna su serperdi."
Kütüb-i Sitte 3543, Ebu Dâvud, Tahâret 64, (166,167,168); Nesâi, Tahâret 102, ( 1, 86).
وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: جاءني جبريل فقال: يا محمد، إذا توضأت فانتضح.
Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm anlatıyor: Bana Cibril aleyhisselâm geldi ve: 'Ey Muhammed, abdest aldın mı intidâhda bulun!' diye emretti."
Kütüb-i Sitte 3544, Tirmizi, Tahâret 38, (50).
وعن عائشة رضي الله عنها قالت: بال رسول الله صلى الله عليه وسلم، فقام عمر خلفه بكوز ماء، فقال: ما هذا يا عمر؟ فقال: ماء تتوضأ به، فقال: ما أمرت كلما بلت أن أتوضأ، ولو فعلت لكانت سنة.
Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bevletti. Hz. Ömer de arkasında, elinde su kabı olduğu hâlde durdu. Resûlullah onu görünce: 'Bu da ne, ey Ömer?' buyurdular. Hz. Ömer: 'Sudur, yıkanırsın!' dedi. Resûlullah: 'Ben her bevledişimde abdest almakla emrolunmadım; bunu yapacak olsam bu, ümmete vacip bir sünnet olur.' buyurdular."
Kütüb-i Sitte 3545, Ebu Dâvud, Tahâret 22, (42); İbnu Mâce, Tahâret 20, (327).
وعن أنس رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لأهل قباء: إن الله قد أحسن الثناء عليكم في الطهور، فما ذلك؟ قالوا: نجمع في الاستنجاء بين الأحجار والماء.
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Kuba ahalisine: 'Allah, temizlik hususunda sizi övmektedir. Bu neden ileri geliyor?' diye sordular. Onlar: 'Biz, istincada taşla suyu birleştiriyoruz; önce taşla silip arkadan da su ile yıkıyoruz.' dediler."
Kütüb-i Sitte 3546, Rezin tahric etmiştir. İbnu Kesir Tefsiri, 3, (456.)
إِذَا ذَهَبَ أَحَدُكُمْ إِلَى الْغَائِطِ فَلْيَذْهَبْ مَعَهُ بِثَلَاثَةِ أَحْجَارٍ يَسْتَطِيبُ بِهِنَّ فَإِنَّهَا تُجْزِئُ عَنْهُ
Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Biriniz helâya giderken beraberinde üç tane de taş götürüp onlarla temizliğini yapsın.
Bunlar ona yeterlidir."
Kütüb-i Sitte 3547, Ebu Dâvud, Tahâret 21, (40); Nesâi, Tahâret 40, (1, 41, 42)
أَتَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْغَائِطَ فَأَمَرَنِي أَنْ آتِيَهُ بِثَلَاثَةِ أَحْجَارٍ فَوَجَدْتُ حَجَرَيْنِ وَالْتَمَسْتُ الثَّالِثَ فَلَمْ أَجِدْهُ فَأَخَذْتُ رَوْثَةً فَأَتَيْتُهُ بِهَا فَأَخَذَ الْحَجَرَيْنِ وَأَلْقَى الرَّوْثَةَ وَقَالَ هَذَا رِكْسٌ
İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm abdest bozmaya çıkmıştı. Bana üç taş bulmamı söyledi. İkisini buldum, üçüncü taşı aradım fakat bulamadım. Onun yerine kurumuş bir mayıs aldım ve onu getirdim. Taşları aldı, mayısı attı ve:
"Bu necistir!" buyurdu."
Kütüb-i Sitte 3548, Buhari, Vudü 20; Tirmizi, Tahâret 13, (17); Nesâi, Tahâret 38, (1, 39, 40).
قَدِمَ وَفْدُ الْجِنِّ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالُوا يَا مُحَمَّدُ انْهَ أُمَّتَكَ أَنْ يَسْتَنْجُوا بِعَظْمٍ أَوْ رَوْثَةٍ أَوْ حُمَمَةٍ فَإِنَّ اللَّهَ جَعَلَ لَنَا فِيهَا رِزْقًا فَنَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ ذَلِكَ
Yine İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Cinlerin heyeti Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma gelince:
"Ey Allah'ın Resûlü! Ümmetini kemikle, mayısla veya kömürle istinca yapmaktan nehyet. Zira Allah onlarda bize bir rızık yarattı!" dediler. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bizi, onları tahârette kullanmaktan menetti."
Kütüb-i Sitte 3549, Tirmizi, Tahâret 14, (18); Nesâi, Tahâret 35 (1, 37) Ebu Dâvud, Tahâret 20, (39); Müslim, Salât 50, (450).
يَا رُوَيْفِعُ، لَعَلَّ الْحَيَاةَ سَتَطُولُ بِكَ بَعْدِي، فَأَخْبِرِ النَّاسَ أَنَّهُ مَنْ عَقَدَ لِحْيَتَهُ، أَوْ تَقَلَّدَ وَتَرًا، أَوِ اسْتَنْجَى بِرَجِيعِ دَابَّةٍ أَوْ عَظْمٍ، فَإِنَّ مُحَمَّدًا صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْهُ بَرِيءٌ.
Rüveyfi' radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana: 'Ey Rüveyfi',' dedi, 'umarım benden sonra çok yaşayacaksın. İnsanlara haber ver ki kim sakalını kıvırcık kılar, (atın boynuna) kiriş takar, bir hayvan mayısı veya kemikle istincada bulunursa bilsin ki Muhammed ondan beridir.'"
Kütüb-i Sitte 3550, Ebu Davud, Taharet 20, (36); Nesai, Zinet 12, (8, 135).