لَا نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ، وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ.
Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ma'siyette (günah şeylerde) nezir yoktur. Bunun kefâreti de yemin kefâretidir."
HADİS KÜTÜPHANESİ
لَا نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ، وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ.
Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ma'siyette (günah şeylerde) nezir yoktur. Bunun kefâreti de yemin kefâretidir."
لَا نَذْرَ إِلَّا فِيمَا يُبْتَغَى بِهِ وَجْهُ اللَّهِ، وَلَا يَمِينَ فِي قَطِيعَةِ رَحِمٍ.
İbnu Amr İbnu'l-Âs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ancak, kendisiyle Allah Teâlâ hazretlerinin rızası talep edilen şeylerde nezir vardır. Sıla-i rahmı koparma üzerine de yemin yoktur."
لَا نَذْرَ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ، وَلَا فِيمَا لَا يَمْلِكُ ابْنُ آدَمَ.
İmrân İbnu Husayn radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ne bir mâsiyette ne de insanoğlunun mâlik olmadığı bir şeyde nezir yoktur."
عن يحيى بن سعيد قال: سمعت القاسم بن محمد يقول: أتت امرأة إلى ابن عباس رضي الله عنهما فقالت: إني نذرت أن أنحر ابني. قال: لا تنحري ابنك، وكفري عن يمينك. فقال شيخ: كيف يكون في هذا كفارة؟ فقال ابن عباس: إن الله تعالى قال: والذين يظاهرون من نسائهم. ثم جعل فيه من الكفارة ما رأيت.
Yahya İbnu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Kasım İbnu Muhammed'in şöyle söylediğini işittim: İbnu Abbâs radıyallahu anhüma'ya bir kadın gelip: 'Ben oğlumu kurban etmeye nezrettim! (Ne dersin?)' dedi. İbnu Abbâs ona: 'Oğlunu kesme, yeminine karşı keffârette bulun!' diye cevap verdi. Bu cevap karşısında orada bulunan yaşlı bir zat: 'Bu nezirde nasıl keffâret olur?' dedi. İbnu Abbâs açıkladı: 'Allah Teâla hazretleri Kur'ân-ı Kerim'de: Hanımlarına zıhâr yapanlarınız bilsin ki, bu sözleriyle hanımları onların anneleri olmuş olmaz. Gerçekten onlar çirkin ve asılsız bir söz söylüyorlar... (Mücâdele 2) buyurmuş, sonra da gördüğün gibi, bu zıhârda bulunanlara keffâret takdir etmiştir.'"
عن محمد بن المنتشر: أن رجلاً نذر أن ينحر نفسه إن أنجاه الله من عدوه، فسأل ابن عباس رضي الله عنهما، فقال: سل مسروقاً خادمه. فسأله فقال: لا تنحر نفسك، فإنك إن كنت مؤمناً قتلت نفساً مؤمنة، وإن كنت كافراً تعجلت إلى النار، واشتر كبشاً فاذبحه للمسلمين، فإن إسحاق عليه السلام خير منك، وفدي بكبش. فأخبر ابن عباس رضي الله عنهما، فقال: هكذا أردت أن أفتيك.
Muhammed İbnu Münteşir anlatıyor: "Bir adam, Allah düşmanından kurtardığı takdirde kendisini kurban etmeye nezretmişti. Durumu gelip İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ'ya sordu. O da hizmetçisi Mesrûk'a sormasını söyledi. Adam ona sorunca, Mesrûk: 'Sen kendini kurban etme. Çünkü eğer mü'min biriysen, mü'min bir canı öldürmüş olacaksın; yok eğer kâfirsen, cehenneme gitmede acelecilik etmiş olacaksın. En iyisi, bir koç satın al, bunu Müslümanlar için kes. Çünkü İshâk aleyhisselâm senden daha hayırlıdır. O bir koç ile fidyelendi.' diye cevap verdi. Adam bu cevabı İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ'ya haber verdi. Bunun üzerine: 'Sana ben de böyle fetva vermeyi düşünmüştüm!' dedi."
عن عقبة بن عامر رضي الله عنه، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: كفارة النذر كفارة اليمين.
Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurmuştur ki: 'Nezir keffâreti, başka bir şey zikredilmemişse yemin keffâretidir.'"
عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «النَّذْرُ نَذْرَانِ، فَمَا كَانَ مِنْ نَذْرٍ فِي طَاعَةِ اللَّهِ فَذَلِكَ لِلَّهِ، وَفِيهِ الْوَفَاءُ، وَمَا كَانَ مِنْ نَذْرٍ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ فَذَلِكَ لِلشَّيْطَانِ، وَلَا وَفَاءَ فِيهِ، وَيُكَفِّرُهُ مَا يُكَفِّرُ الْيَمِينَ».
İmrân İbnu Husayn radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Nezir iki çeşittir: Kimin nezri Allah'a taatla ilgiliyse bu nezir Allah içindir. Bunda vefa gerekir. Kimin nezri de Allah'a masiyetle ilgili ise işte bu nezir şeytan içindir, bunda vefa yoktur. Böyle bir nezirde bulunan kimse, nezri için, yeminde olduğu gibi keffarette bulunur."