HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

TEŞEHHÜD

14 hadis

عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه قَالَ: عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَكَفِّي بَيْنَ كَفَّيْهِ، التَّشَهُّدَ، كَمَا يُعَلِّمُنِي السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ: «التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ». وَفِي رِوَايَةٍ بَعْدَ قَوْلِهِ: «وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ»: «فَإِنَّكُمْ إِذَا فَعَلْتُمْ ذَلِكَ فَقَدْ سَلَّمْتُمْ عَلَى كُلِّ عَبْدٍ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ».

İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana, avucum avuçlarının içinde olduğu halde, Kur'ân'dan sûre öğretir gibi teşehhüdü öğretti." "Tahiyyât, tayyibât ve salavat Allah içindir. Ey Nebi, selam, Allah'ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam bizim üzerimize ve Allah'ın sâlih kulları üzerine de olsun. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın Resûlüdür." Bir rivayette "Allah'ın sâlih kulları" ibaresinden sonra şöyle denmiştir: "Siz bu teşehhüdü yaptınız mı semâ ve arzdaki bütün sâlih kullara selam vermiş olursunuz."

Kütüb-i Sitte 2597

Bir diğer rivayette: "(Teşehhüdden) sonra dilediği senayı yapmakta muhayyerdir" denmiştir.

Kütüb-i Sitte 2598

Ebû Dâvud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" (dersiniz). Sonra her biriniz hoşuna giden duâyı seçip onunla duâ etsin.

Kütüb-i Sitte 2599

Ebû Dâvud'un bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "...bize onları öğretirdi veya şu duâları bize teşehhüdü öğrettiği gibi öğretirdi: "Allah'ım! Kalplerimizi birleştir, aramızdaki geçimsizliği düzelt. Bizi selâmet yollarına sevket, zulümâttan nûra kavuştur. Bizi, çirkinliklerin açık ve gizli olanlarından uzak tut. Kulaklarımızı, gözlerimizi, kalplerimizi, zevcelerimizi ve çocuklarımızı hakkımızda mübârek ve hayırlı kıl. Tevbelerimizi kabul et, sen rahîmsin, tevbeleri kabul edersin. Bizleri verdiğin nimetlere şâkir, onlarla senâ edici, onları kabul edici kıl, onları (âhirette de nasib ederek) hakkımızda tamamla."

Kütüb-i Sitte 2600

Yine Ebû Dâvud'un bir diğer rivayetinde: "Şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir" cümlesinden sonra şöyle denir: "Bunu söyledin veya şehadeti ifa ettin mi, namazını ifa ettin demektir. Kalkmak istersen kalk, oturmak istersen otur."

Kütüb-i Sitte 2601

Nesâî'nin bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la namaz kılınca: 'Selâm Allah'ın üzerine, selâm Cibrîl ve Mikâil üzerine olsun' derdik. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Selâm Allah'ın üzerine olsun demeyin. Zira Allah selâmın kendisidir. Ancak şöyle deyin: Tahiyyât... Allah içindir...'"

Kütüb-i Sitte 2602, Buhârî, Ezân 148,150, el-Amel fi's-Salât 4, İstizân 3, 28, Da'avât 17, Tevhid 5; Müslim, Salât 55-61, (402-403); Ebü Dâvud, Salât 182, (968-969); Tirmizî, Salât 215, (289); Nesâî, İftitah 189, (2, 237).

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize, Kur'ân'dan sûre öğrettiği gibi teşehhüdü öğretirdi. Şöyle derdi: 'Tahiyyât, mübârekât, salavât, tayyibât Allah içindir. Ey Nebî, selâm, Allah'ın rahmet ve bereketi sana olsun. Selâm bize, Allah'ın sâlih kullarına olsun. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın Resûlüdür.'"

Kütüb-i Sitte 2603

Tirmizî'de şöyle gelmiştir: "...Selam sana olsun, selam bize olsun." Yani her iki "selam" kelimesi de elif-lamsızdır.

Kütüb-i Sitte 2604, Müslim, Salât 60, (403); Ebü Dâvud, Salât 182, (974); Tirmizî, Salât 216, (290); Nesâî, İftitah 193, (2, 242-243).

Ebû Mûsa (radıyallâhu anh)'dan Nesâî'nin yaptığı bir rivayette şöyle gelmiştir: "...Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, tektir, şeriki yoktur. Muhammed de O'nun kulu ve Resûlüdür."

Kütüb-i Sitte 2605, Nesai, İftitah 192, (2, 242).

Yine Nesâî'de Hz. Câbir (radıyallâhu anh)'den gelen bir rivayette şöyle denmiştir: "Teşehhüdü, Kur'an'dan bir sureyi öğrendiğimiz gibi öğrendik. Şöyle ki: Bismillah ve billah ettahiyyâtu..." Bu rivayette, abduhu ve resûlühü ibaresinden sonra şu ziyade mevcuttur: "Es'elü'l-lâhe'l-cennete ve eûzü bihi mine'n-nâri. (Allah'tan cenneti istiyorum, ateşten O'na sığınıyorum.)"

Kütüb-i Sitte 2606, Nesâî, İftitah 194, (2, 243).

عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي التَّشَهُّدِ: «التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، الصَّلَوَاتُ، الطَّيِّبَاتُ، السَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ». قَالَ ابْنُ عُمَرَ: زِدْتُ فِيهَا: «وَبَرَكَاتُهُ، السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ». قَالَ ابْنُ عُمَرَ: زِدْتُ فِيهَا: «وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ».

İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan teşehhüd olarak şunu rivayet etmiştir: "Et-Tahiyyâtu lillâhi ve's-salavâtu ve't-tayyibât. Es-Selâmu aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullâhi." İbnu Ömer der ki: "Ben buna şunu ilave ettim: Ve berekâtuhu, es-Selâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah..." İbnu Ömer der ki: "Ben buna şunu ilave ettim: Vahdehu lâ şerîke lehu ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resûluhu."

Kütüb-i Sitte 2607, Ebü Dâvud, Salât 182, (971).

عَنْ نَافِعٍ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ كَانَ يَتَشَهَّدُ فَيَقُولُ: «بِسْمِ اللَّهِ، التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، الصَّلَوَاتُ لِلَّهِ، الزَّاكِيَاتُ لِلَّهِ، السَّلَامُ عَلَى النَّبِيِّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، شَهِدْتُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، شَهِدْتُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ». يَقُولُ هَذَا فِي الرَّكْعَتَيْنِ الْأُولَيَيْنِ، وَيَدْعُو إِذَا قَضَى تَشَهُّدَهُ بِمَا بَدَا لَهُ. فَإِذَا جَلَسَ فِي آخِرِ صَلَاتِهِ تَشَهَّدَ كَذَلِكَ أَيْضًا، إِلَّا أَنَّهُ يُقَدِّمُ التَّشَهُّدَ، ثُمَّ يَدْعُو بِمَا بَدَا لَهُ. فَإِذَا قَضَى تَشَهُّدَهُ وَأَرَادَ أَنْ يُسَلِّمَ قَالَ: «السَّلَامُ عَلَى النَّبِيِّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، السَّلَامُ عَلَيْكُمْ» عَنْ يَمِينِهِ، ثُمَّ يَرُدُّ عَلَى الْإِمَامِ، فَإِنْ سَلَّمَ عَلَيْهِ أَحَدٌ عَنْ يَسَارِهِ رَدَّ عَلَيْهِ.

Muvatta'da şöyle gelmiştir: "Nâfi der ki: İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) şöyle teşehhüd okurdu: 'Bismillâhi, et-tahiyyâtu lillâhi, ve's-salavâtu lillâhi, ez-zâkiyâtu lillâhi, es-selâmu ale'n-nebiyyi ve rahmetullâhi ve berekâtuhu, es-selâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn, şehidtü en lâ ilâhe illallâhu ve şehidtü enne Muhammeden Resûlullâhi.' Bunu ilk iki rek'atın ka'desinde okur ve teşehhüdünü tamamlayınca dua ederdi. Namazın sonunda oturunca da yine böyle teşehhüdde bulunur ve teşehhüdü öne alırdı. Sonra dilediği duayı okuyarak dua ederdi. Teşehhüdünü tamamlayıp selam vermek isteyince şöyle derdi: 'Es-selâmu ale'n-nebiyyi ve rahmetullâhi ve berekâtuhu, es-selâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn.' Sonra sağına, 'Es-selâmu aleyküm' derdi. Sonra mukabeleten imama selam verirdi. Solundan biri kendisine selam verirse mukabeleten ona da selam verirdi." Rezîn şunu ilave etti: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) böyle yapmayı emretti."

Kütüb-i Sitte 2608, Muvatta, Salât 54, (1, 91); Ebu Dâvud, Salşt 182, (971).

عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، أَنَّهَا كَانَتْ تَقُولُ إِذَا تَشَهَّدَتْ: «التَّحِيَّاتُ الطَّيِّبَاتُ، الصَّلَوَاتُ الزَّاكِيَاتُ لِلَّهِ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، السَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، السَّلَامُ عَلَيْكُمْ».

İmam Mâlik'in, Kâsım İbnu Muhammed'den yaptığı diğer bir rivayette şöyle gelmiştir: "Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) teşehhüdde iken şunu okurdu: 'Et-Tahiyyâtu et-tayyibâtu es-salavâtu ez-zâkiyâtu lillâhi, eşhedü en lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke lehu ve enne Muhammeden abduhu ve Resûluhu. Es-selâmu aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullâhi ve berekâtuhu, es-selâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn, es-selâmu aleyküm.'"

Kütüb-i Sitte 2609, Muvatta, Salat 55, (1, 91-92).

İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh)'dan yapılan rivayete göre şunu demiştir: "Teşehhüd'ün sessiz okunması sünnettir."

Kütüb-i Sitte 2610, Ebü Dâvud, Salât 185, (986); Tirmizî, Salât 217, (291).