HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

CİZYE VE SADAKA DEVESİ

3 hadis

وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ لِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ: إِنَّ فِي الظَّهْرِ نَاقَةً عَمْيَاءَ. فَقَالَ عُمَرُ: ادْفَعْهَا إِلَى أَهْلِ بَيْتٍ يَنْتَفِعُونَ بِهَا. قَالَ: فَقُلْتُ: وَهِيَ عَمْيَاءُ؟ فَقَالَ عُمَرُ: يَقْطُرُونَهَا بِالْإِبِلِ. قَالَ: فَقُلْتُ: كَيْفَ تَأْكُلُ مِنَ الْأَرْضِ؟ قَالَ: فَقَالَ عُمَرُ: أَمِنْ نَعَمِ الْجِزْيَةِ هِيَ أَمْ مِنْ نَعَمِ الصَّدَقَةِ؟ فَقُلْتُ: بَلْ مِنْ نَعَمِ الْجِزْيَةِ. فَقَالَ عُمَرُ: أَرَدْتُمْ وَاللَّهِ أَكْلَهَا. فَقُلْتُ: إِنَّ عَلَيْهَا وَسْمَ الْجِزْيَةِ. فَأَمَرَ بِهَا عُمَرُ فَنُحِرَتْ، وَكَانَ عِنْدَهُ صِحَافٌ تِسْعٌ، فَلَا تَكُونُ فَاكِهَةٌ وَلَا طَرِيفَةٌ إِلَّا جَعَلَ مِنْهَا فِي تِلْكَ الصِّحَافِ، فَبَعَثَ بِهَا إِلَى أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَيَكُونُ الَّذِي يَبْعَثُ بِهِ إِلَى حَفْصَةَ ابْنَتِهِ مِنْ آخِرِ ذَلِكَ، فَإِنْ كَانَ فِيهِ نُقْصَانٌ كَانَ فِي حَظِّ حَفْصَةَ. قَالَ: فَجَعَلَ فِي تِلْكَ الصِّحَافِ مِنْ لَحْمِ تِلْكَ الْجَزُورِ، فَبَعَثَ بِهِ إِلَى أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأَمَرَ بِمَا بَقِيَ مِنْ لَحْمِ تِلْكَ الْجَزُورِ فَصُنِعَ، فَدَعَا عَلَيْهِ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارَ.

Eslem Mevlâ Ömer İbnu'l-Hattab radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Ömer'e: 'Binekler arasında kör bir deve var!' dedim. Bana: 'Onu bir aileye ver, ondan istifade etsinler' dedi. Ben: 'O kör olduğu hâlde ondan istifade mi olur?' dedim. 'Onu develere bağlasınlar' dedi. Ben: 'İyi ama yerden nasıl yiyecek?' dedim. 'Bu hayvan cizye devesi mi, sadaka devesi mi?' diye sordu. Ben: 'Cizye devesi!' deyince: 'Vallahi siz bunu yemek istiyorsunuz' dedi. Ben de: 'Üzerinde cizye devesi mührü var' dedim. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh devenin kesilmesini emretti ve deve kesildi. Hz. Ömer'in yanında dokuz adet tabak vardı. Meyve veya seçkin bir yiyecek her ne olsa ondan bu tabaklara koyup Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın zevcelerine gönderirdi. Bu gönderdiklerinin en sonuncusu, kızı Hafsa'ya gönderdiği olurdu. Eğer bunda eksiklik olursa kendi hissesinden tamamlardı. İşte bu devenin etinden de o tabaklara koydu ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın zevcelerine gönderdi. Bu devenin etinden arta kalanın yemek yapılmasını emretti. Sonra Muhacir ve Ensar'ı ondan yemeye davet etti."

Kütüb-i Sitte 3894, Muvatta, Zekat 44, (1, 279). ET

Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Etten sakının. Çünkü onun hamr (içki) gibi tiryakiliği var. Ayrıca Allah, eti çok yiyen aile halkına buğzeder."

Kütüb-i Sitte 3895, Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 36, (2, 935).

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Ben çarşıdan et almış, hamala vermiş, eve dönüyordum. Hz. Ömer radıyallahu anh yolda bana yetişip: ‘Bu da ne?’ diye sordu. ‘Canımız et çekmişti, gidip bir dirhemlik et satın aldım’ dedim. Bunun üzerine: ‘Canın bir şey çektikçe gidip ondan alıyor musun? Herkese, israf olarak, canının her istediğini yemesi yeter!’ diye çıkıştı."

Kütüb-i Sitte 3896, Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 36, (936).