HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

SECDE SÛRESİ

4 hadis

عَنْ جَابِرٍ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ لَا يَنَامُ حَتَّى يَقْرَأَ: ﴿الم تَنْزِيلُ﴾ وَ﴿تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ﴾. وَعَنْ طَاوُسٍ قَالَ: تَفْضُلَانِ عَلَى كُلِّ سُورَةٍ مِنَ الْقُرْآنِ بِسَبْعِينَ حَسَنَةً.

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), Elif-Lâm-Mîm Tenzîl ve Tebâreke'llezî bi-Yedihi'l-Mülk sûrelerini okumadan uyumazdı." Tâvus (rahimehullah), bu iki sûrenin faziletçe Kur'ân'daki diğer sûrelerden her birine yetmiş kat üstün olduğunu söylerdi.

Kütüb-i Sitte 734, Tirmizî, Sevabu'l-Kur'ân 9, (2894), Da'avât 22, (4001).

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ هَذِهِ الْآيَةَ: ﴿تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ﴾ نَزَلَتْ فِي انْتِظَارِ هَذِهِ الصَّلَاةِ الَّتِي تُدْعَى الْعَتَمَةَ.

Hz. Enes (radıyallahu anh), "Yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümit ile Rablerine dua ederler..." (Secde 16) mealindeki âyetin, atame denen yatsı namazını bekleyenler hakkında indiğini söylemiştir.

Kütüb-i Sitte 735, Tirmizî, Tefsir, Secde (3194); Ebu Davud'daki vechi müteakip rivayette görüldüğü üzere biraz farklıdır. Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylemiştir.

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، فِي هَذِهِ الْآيَةِ: {تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ} قَالَ: كَانُوا يَتَيَقَّظُونَ مَا بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ يُصَلُّونَ، وَكَانَ الْحَسَنُ يَقُولُ: قِيَامُ اللَّيْلِ.

Hz. Enes'in rivayeti Ebu Dâvud'da şu şekilde gelmiştir: Müslümanlar, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında akşamla yatsı arasında nafile namaz kılıyorlardı. Bunun üzerine "Yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümit ile Rablerine dua ederler..." âyeti nazil oldu. Hasan Basrî merhum: "Âyet-i kerime kıyâmu'l-leyl, yani gece namazı ile ilgilidir; o kastedilmektedir" demiştir.

Kütüb-i Sitte 736, Ebu Dâvud, Salât 312, (1321).

عَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ: {وَلَنُذِيقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْأَدْنَى دُونَ الْعَذَابِ الْأَكْبَرِ} قَالَ: مَصَائِبُ الدُّنْيَا وَالرُّومُ وَالْبَطْشَةُ أَوِ الدُّخَانُ. شُعْبَةُ الشَّاكُّ فِي الْبَطْشَةِ أَوِ الدُّخَانِ.

Übey İbnu Ka'b (radıyallahu anh), "Biz, o en büyük azaptan önce de onlara mutlaka yakın azaptan tattıracağız, tâ ki ric'at etsinler" (Secde, 21) mealindeki âyet hakkında şunu söylemiştir: "Yakın azap, dünya musibetleri, Rum ve Batşa veya Duhan'dır." Hadisin ravisi, Batşa mı derdi, Duhan mı derdi, tereddüt eden kimsenin Şu'be olduğunu belirtir.

Kütüb-i Sitte 737, Müslim, Münâfıkün 42 (2799).