عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: أَخَذَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا تَمْرَةً مِنْ تَمْرِ الصَّدَقَةِ، فَجَعَلَهَا فِي فِيهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «كِخْ كِخْ، ارْمِ بِهَا، أَمَا شَعَرْتَ أَنَّا لَا نَأْكُلُ الصَّدَقَةَ؟»
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hasan İbnu Ali (radıyallâhu anhümâ) zekât hurmasından bir tanesini alıp hemen ağzına attı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): Hişt, hişt, at onu! Bilmiyor musun, biz zekât yemiyoruz! veya: Bize zekât helâl değildir! diye müdâhale etti."
Kütüb-i Sitte 2031, Buhâri, Zekât 60, 57, Cihâd 188; Müslim, Zekât 161, (1069).
Yine Sahîheyn'de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Ben bâzan evime dönüyor, yatağımda veya odamda yere düşmüş bir hurma buluyorum. Onu yemek üzere kaldırdığım vakit, 'Bu, sadaka hurması olmasın?' diye aklıma geliyor, korkup (tekrar yere) atıyorum."
Kütüb-i Sitte 2032, Buhâri, Lukata 6; Müslim, Zekât 162,163, (1070); Ebü Dâvud, Zekât 29, (1651,1652).
Yine Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Efendimiz, kendisine bir yiyecek getirilince, mahiyeti hakkında sorardı. Eğer 'hediye olduğu' söylenirse ondan yerdi, 'sadaka olduğu' söylenirse yemeyip ashabına, 'Siz yiyin!' derdi."
Kütüb-i Sitte 2033, Buhâri, Hibe 5; Müslim, Zekât 175, (1077); Tirmizi, Zekât 25, (656); Nesâi, Zekât 98, (5, 107).
(Peygamberimizin azatlısı) Ebû Râfi' (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Benî Mahzûm'dan bir adamı zekât toplamak üzere gönderdi. Adam bana: 'Benimle sen de gel, zekâttan sana da bir pay düşsün' dedi. Kendisine, 'Hele Resûlullah'a bir sorayım' cevabını verdim ve sordum. Efendimiz: 'Bir kavmin azatlısı o kavimden sayılır; bize sadaka helâl değildir' buyurdu."
Kütüb-i Sitte 2034, Tirmizi, Zekât 25, (657); Ebü Dâvud, Zekât 29, (1650); Nesâi, Zekât 97, (5,107).
Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Sadaka, ne zengine ne de sakatlığı olmayan güçlüye helâl değildir.'"
Kütüb-i Sitte 2035, Tirmizi, Zekât 23, (652); Ebü Dâvud, Zekât 23, (1634); Nesâi, Zekât 90, (5, 99); İbnu Mâce, Zekât 26, (1839).
Atâ İbnu Yesâr merhum anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Sadaka şu beş kişi dışında zengine helâl değildir:
1- Allah yolunda gazveye çıkan,
2- Sadakayı toplamak için çalışan,
3- Borçlanan,
4- Sadaka malını kendi parasıyla satın alan,
5- Komşusu fakir olan kimse. Şöyle ki: Bu fakire sadaka verilir, o da bundan zengin komşusuna hediyede bulunur.'"
Kütüb-i Sitte 2036, Muvatta, Zekât 29, (1, 268); Ebü Dâvud, Zekât 22, (1635, 1636); İbnu Mâce, Zekât 27, (1841).