HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

MUAVVİZETEYN SURELERİ

7 hadis

ألم تر آيات أنزلت الليلة لم ير مثلهن قط: قل أعوذ برب الفلق، وقل أعوذ برب الناس.

Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Bu gece indirilen âyetler var ya, onlar gibisi hiç görülmemiştir: Kul eûzü bi-rabbi'l-felak ve Kul eûzü bi-rabbi'n-nâs sûreleri."

Kütüb-i Sitte 894, Müslim, Misâfırin 264, (814); Tirmizî, Sevâbu'1-Kur'ân 12, (2904), Tefsir, Muavvizateyn, (3364); Ebu Dâvud, Salât 354, (1462,1463); Nesâî, İstiâze 1, (8, 251-254).

عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ أَقْرَأَ بِالْمُعَوِّذَتَيْنِ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ.

Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) Tirmizî'de gelen bir rivayette der ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bana, her namazın arkasından Muavvizeteyn'i okumamı emretti."

Kütüb-i Sitte 895, Tirmizî, Sevabu'l-Kur'ân 12 (2905).

عَنْ مُعَاذِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ: أَصَابَنَا طَشٌّ وَظُلْمَةٌ، فَانْتَظَرْنَا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِيُصَلِّيَ بِنَا، ثُمَّ ذَكَرَ كَلَامًا مَعْنَاهُ، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِيُصَلِّيَ بِنَا، فَقَالَ: «قُلْ». فَقُلْتُ: مَا أَقُولُ؟ قَالَ: «قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ، وَالْمُعَوِّذَتَيْنِ حِينَ تُمْسِي وَحِينَ تُصْبِحُ ثَلَاثًا، يَكْفِيكَ كُلَّ شَيْءٍ».

Abdullah İbnu Hubeyb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hafif bir yağmur ve karanlığa mâruz kalmıştık. Bize namaz kıldırsın diye Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı bekledik." (Râvi der ki: Abdullah İbnu Hubeyb şu mânada bir şeyler daha söyledi:) "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çıktı ve: 'Söyle!' dedi. Ben: 'Ne söyleyeyim?' diye sordum. Bunun üzerine: 'Akşama ve sabaha erince Kul hüvallahu ahad ve Muavvizeteyn sûrelerini üçer kere oku. Bu sana her şeye karşı yeterlidir.' dedi.

Kütüb-i Sitte 896, Nesâî, İsti'âze 1, (8, 250-253).

عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ: قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «اقْرَأْ يَا جَابِرُ». قُلْتُ: وَمَاذَا أَقْرَأُ، بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: «اقْرَأْ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ، وَقُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ». فَقَرَأْتُهُمَا، فَقَالَ: «اقْرَأْ بِهِمَا، وَلَنْ تَقْرَأَ بِمِثْلِهِمَا».

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: 'Ey Câbir, oku!' dedi. Ben: 'Annem babam sana kurban olsun, ne okuyayım?' diye sordum. Bunun üzerine: 'Kul eûzu bi-rabbi'l-felak ve Kul eûzu bi-rabbi'n-nâs sûrelerini oku!' dedi. Ben de onları okudum. Resûlullah ilaveten: 'Bu iki sûreyi oku, bunlar gibisini asla okuyamayacaksın!' dedi.

Kütüb-i Sitte 897, Nesâî, İstiâze 1, (8, 254).

سَأَلْتُ أُبَيَّ بْنَ كَعْبٍ، قُلْتُ: يَا أَبَا الْمُنْذِرِ، إِنَّ أَخَاكَ ابْنَ مَسْعُودٍ يَقُولُ كَذَا وَكَذَا؟ فَقَالَ أُبَيٌّ: سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ لِي: قِيلَ لِي فَقُلْتُ. قَالَ: فَنَحْنُ نَقُولُ كَمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.

Zirr İbnu Hubeyş anlatıyor: "Übey İbnu Ka'b (radıyallahu anh)'a Muavvizeteyn hakkında sorarak dedim ki: 'Ey Ebu'l-Münzir! Kardeşim İbnu Mes'ud şöyle şöyle diyor?' Bana şu cevabı verdi: 'Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a sordum. Cevaben: Bana, "Söyle!" dendi, ben de söyledim, dedi.' Biz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın söylediği şekilde söylüyoruz."

Kütüb-i Sitte 898, Buharî, Tefsir, Kul eûzu bi-rabbi'l-felak 1.

عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَظَرَ إِلَى الْقَمَرِ، فَقَالَ: يَا عَائِشَةُ، اسْتَعِيذِي بِاللَّهِ مِنْ شَرِّ هَذَا، فَإِنَّ هَذَا هُوَ الْغَاسِقُ إِذَا وَقَبَ.

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Hz. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün Ay'a bakarak: 'Ey Aişe, şunun şerrinden Allah'a sığın. Bu, âyet-i kerimede geçen gâsıktır. Âyet, "Kaybolduğu zaman Ay'ın şerrinden..." demektir' buyurdu."

Kütüb-i Sitte 899, Tirmizî, Tefsir, Muavvizateyn, (3363).

الشَّيْطَانُ جَاثِمٌ عَلَى قَلْبِ ابْنِ آدَمَ، فَإِذَا ذَكَرَ اللَّهَ خَنَسَ، وَإِذَا غَفَلَ وَسْوَسَ.

İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Şeytan, insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler. Allah'ı zikredince siner, çekilir; gaflet edince vesvese verir.'"

Kütüb-i Sitte 900, Buhârî, Tefsir, Kul eûzu bi-rabbi'n-nâs 1.