لَيْسَ الْمُؤْمِنُ بِالطَّعَّانِ وَلَا اللَّعَّانِ وَلَا الْفَاحِشِ وَلَا الْبَذِيءِ
İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Mü'min ne ta'n edici, ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de hayasızdır."
Kütüb-i Sitte 5308, Tirmizî, Birr 48, (1978).
لَا يَكُونُ اللَّعَّانُونَ شُفَعَاءَ وَلَا شُهَدَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Ebu'd-Derda radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Lâneti çok yapanlar Kıyamet günü şefaatçi olamazlar, şehid de olamazlar."
Kütüb-i Sitte 5309, Müslim, Birr 85, (2598); Ebu Dâvud, Edeb 53, (4907).
لَا تَلَاعَنُوا بِلَعْنَةِ اللَّهِ وَلَا بِغَضَبِ اللَّهِ وَلَا بِالنَّارِ
Semüre İbnu Cündüb radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Birbirinize, Allah'ın laneti, Allah'ın gadabı ve cehennem temennisiyle bedduada bulunmayın."
Kütüb-i Sitte 5310, Ebu Dâvud, Edeb 53, (4906); Tirmizî, Birr 48, (1977).
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قيل: يا رسول الله، ادع على المشركين. قال: إني لم أبعث لعانًا، وإنما بعثت رحمة.
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a: 'Ey Allah'ın Resûlü! Müşriklere beddua et, onları lânetle!' denilmişti. Şu cevabı verdi: 'Ben rahmet olarak gönderildim, lanetleyici olarak değil!'"
Kütüb-i Sitte 5311, Müslim, Birr 87, (2597).
عن أبي ذر رضي الله عنه أنه سمع النبي صلى الله عليه وسلم يقول: لا يرمي رجل رجلاً بالفسوق، ولا يرميه بالكفر، إلا ارتدت عليه إن لم يكن صاحبه كذلك.
Hz. Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Bir kimse diğer bir kimseyi fıskla veya küfürle itham etmesin. Aksi takdirde, itham edilen arkadaşında bunlar yoksa, kelime kendine döndürülür.'"
Kütüb-i Sitte 5312, Buhârî, Edeb 44.
عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: المستبان ما قالا، فعلى البادئ، ما لم يعتد المظلوم.
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Sövüşen iki kişinin söylediklerinin vebali, mazlum olan tecavüzde bulunmadıkça başlayana aittir.'"
Kütüb-i Sitte 5313, Müslim, Birr 68, (2587); Ebu Dâvud, Edeb 47, (4894); Tirmizî, Birr 51, (1982).
Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Allah Teâlâ hazretleri şöyle dedi: 'Âdemoğlu, dehre söverek beni üzüyor. Hâlbuki ben dehrim. Emir benim elimde. Gece ve gündüzü ben çeviririm.'"
Kütüb-i Sitte 5314, Buhâri, Edeb 101, Tefsîr, Câsiye 1, Tevhîd 5; Müslîm, Elfâz 2, (2246); Muvatta, Kelâm 3, (2, 984); Ebu Dâvud, Edeb 181, (5274).
İbnu Abbâs radıyallahu anhüm anlatıyor: "Bir kişinin ridasını rüzgâr savurmuştu, tutup rüzgâra lanet etti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm müdahale buyurdu:
'Sakın rüzgâra lanette bulunmayın. O memurdur, (Allah'ın emriyle) iş görmektedir. Şunu bilin ki, kim bir şeye haksızlıkla lanet ederse, lanet kendisine döner.'"
Kütüb-i Sitte 5315, Ebu Dâvud, Edeb 53, (4908); Tirmizî, Birr 48, (1979).
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Bu rüzgâr, Allah'ın rahmetindendir. Rahmeti de, azabı da getirir. Onu görünce, sakın ona sövmeyin. Allah'tan rüzgârın hayır getirmesini dileyin, şer getirmesinden Allah'a sığının.'"
Kütüb-i Sitte 5316, Ebu Dâvud, Edeb 113, (5097).
Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
‘Ölülere sövmeyin. Çünkü onlar (sağken hayırdan ve şerden) gönderdiklerine kavuştular.’"
Kütüb-i Sitte 5317, Buhârî, Cenâiz 97, Rikâk 42; Ebu Dâvud, Edeb 50, (4899); Nesâî, Cenâiz 51, 52, (4, 52, 53).
Muğîre İbnu Şu'be radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
‘Ölüler hakkında kötü konuşmayın, sonra dirileri üzersiniz.’"
Kütüb-i Sitte 5318, Tirmizî, Birr 51, (1983).
Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
‘Ölülerinizin iyiliklerini zikredin, kötülüklerini zikretmeyin.’"
Kütüb-i Sitte 5319, Ebu Dâvud, Edeb 50, (4900); Tirmizî, Cenâiz 34, (1019).
عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ قَالَ: بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ، وَامْرَأَةٌ مِنَ الْأَنْصَارِ عَلَى نَاقَةٍ، فَضَجِرَتْ فَلَعَنَتْهَا، فَسَمِعَ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: خُذُوا مَا عَلَيْهَا وَدَعُوهَا، فَإِنَّهَا مَلْعُونَةٌ. قَالَ عِمْرَانُ: فَكَأَنِّي أَرَاهَا الْآنَ تَمْشِي فِي النَّاسِ، مَا يَعْرِضُ لَهَا أَحَدٌ.
İmrân İbnu Husayn radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir seferdeydi. Ensârdan bir kadın devesinin üzerinde giderken yüksek sesle devesine lânet okudu. Bunu işiten Aleyhissalâtu vesselâm: 'Devenin üzerindeki eşyaları alın ve deveyi salıverin, zira artık o lânetlenmiştir' buyurdular."
İmrân radıyallahu anh der ki: "Sanki ben deveyi insanlar arasında yürürken görür gibiyim, kimse ona dokunmuyordu."
Kütüb-i Sitte 5320, Müslim, Birr 80, (2595); Ebu Dâvud, Cihad 55, (2561).
عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا تَسُبُّوا الدِّيكَ، فَإِنَّهُ يُوقِظُ لِلصَّلَاةِ.
Zeyd İbnu Hâlid radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Horoza sövmeyin! Zira o, namaz için uyandırıyor.'"
Kütüb-i Sitte 5321, Ebu Dâvud, Edeb 115, (5101).