HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

HİZMETÇİNİN DÖVÜLMESİ VE KAZFI

4 hadis

Ebu Sa'idi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Biriniz hizmetçisini dövünce, hizmetçi Allah'ın ismini zikredecek (Allah aşkına vurma diyecek) olursa derhal elinizi kaldırın.'"

Kütüb-i Sitte 4126, Tirmizi, Birr 32, (1951).

Muaviye İbnu Süveyd İbni Mukarrin anlatıyor: "Bizim bir azadlımıza bir tokat attım ve kaçtım. Sonra öğleden az önce döndüm, babamın arkasında namaz kıldım. Babam azadlıyı da beni de çağırdı. Sonra hizmetçiye: 'Misilleme (onun sana yaptığının mislini) yap!' dedi. Hizmetçi affetti. Bunun üzerine babam anlattı: 'Biz Beni Mukarrin, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında tek bir hizmetçiye sahiptik. Ona birimiz bir tokat vurdu. Bu hadise aleyhissalâtu vesselâm'ın kulağına ulaşmıştı. "Onu azad edeceksiniz!" emir buyurdular. Kendisine: "Ondan başka hizmetçileri yok!" dendi. Bunun üzerine: "Öyleyse onu hizmetlensinler. Ancak ne zaman ondan müstağni olurlarsa, derhal yol versinler!" buyurdular.'"

Kütüb-i Sitte 4127, Müslim, Eyman 31, (1658); Tirmizi, Nüzur 14, (1542); Ebu Davud, Edeb 133, (5166, 5167).

Ebu Mes'ud el-Bedri radıyallahu anh anlatıyor: "Ben köleme kamçıyla vuruyordum. Arkamdan bir ses işittim. 'Ebu Mes'ud, bil!' diyordu. Öfkeden sesi tanıyamadım. Bana yaklaşınca onun Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm olduğunu gördüm. 'Ebu Mes'ud, bil! Ebu Mes'ud, bil!' diyordu. Kamçıyı elimden attım. 'Ebu Mes'ud, bil! Allah senin üzerinde, senin bunun üzerindekinden daha fazla muktedirdir' dedi. Ben: 'Bundan sonra ebediyen köle dövmeyeceğim' dedim."

Kütüb-i Sitte 4128, Müslim, Eyman 34, (1659); Ebu Davud, Edeb 133, (5159, 5160); Tirmizi, Birr 30, (1949).

مَنْ قَذَفَ مَمْلُوكَهُ وَهُوَ بَرِيءٌ مِمَّا قَالَ، جُلِدَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، إِلَّا أَنْ يَكُونَ كَمَا قَالَ.

Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Kim kölesine kazıfta bulunursa (zina isnadı yaparsa), kölesi bu iftiradan beri ise, Kıyamet günü celde uygulanır. Dediği doğru ise o başka.'"

Kütüb-i Sitte 4129, Buhari, Hudud 45; Müslim, Eyman 77, (1660); Ebu Davud, Edeb 133, (5165); Tirmizi, Birr 30, (1948).