HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

VARİSE VASİYET

4 hadis

عن عمرو بن خارجة قال: خطب رسول الله صلى الله عليه وسلم على ناقته، وأنا تحت جرانها، وهي تقصع بجرتها، وإن لعابها يسيل بين كتفي، فسمعته يقول: إن الله عز وجل قد أعطى كل ذي حق حقه، ولا وصية لوارث.

Amr İbnu Hârice radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm devesinin üzerinde hitabede bulundu. Ben devenin boynunun altında idim. Deve durmadan geviş getiriyor, hayvanın salyası omuzlarımın arasına akıyordu. İşte bu esnada Aleyhissalâtu vesselâm'ın şu sözünü işittim: "Allah Teâlâ Hazretleri her hak sahibine hakkını verdi. Bu sebeple vârislerden biri lehine vasiyet yoktur."

Kütüb-i Sitte 5762, Tirmizi Vesâya 5, (2122); Nesâî Vesaya 5, (6, 247).

عن طلحة بن مصرف قال: سألت عبد الله بن أبي أوفى: هل أوصى رسول الله صلى الله عليه وسلم؟ فقال: لا. قلت: فلم كتب على المسلمين الوصية، أو فلم أمروا بالوصية؟ قال: أوصى بكتاب الله عز وجل.

Talha İbnu Musarrıf anlatıyor: "İbnu Ebî Evfâ radıyallahu anh'a: "Resûlullah vasiyette bulundu mu?" diye sordum. "Hayır" dedi. Ben tekrar: "Öyleyse, kendi vasiyette bulunmaksızın halka nasıl vasiyeti farz kılar veya emreder?" dedim. "Kitabullah'ı vasiyet etti" diye cevap verdi."

Kütüb-i Sitte 5763, Buhârî, Vesâya 1, Megâzî 83, Fezâilu'l-Kur'ân 18; Müslim, Vasiyet 16, (1634); Tirmizî, Vesâya 4, (2120); Nesâî, 2 (6, 240).

عن الأسود بن يزيد قال: ذكروا عند عائشة أن عليا كان وصيا، فقالت: متى أوصى إليه؟ فقد كنت مسندته إلى صدري، أو قالت: حجري، فدعا بالطست، فلقد انخنث في حجري، وما شعرت أنه مات، فمتى أوصى إليه؟

Esved İbnu Yezîd anlatıyor: "Hz. Âişe radıyallahu anhâ'nın yanında, Hz. Ali'nin Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın vasîsi olduğunu söylemişlerdi: "Resûlullah ona ne zaman vasiyette bulundu? Öleceği sırada o benim göğsüme yaslanmış vaziyette idi, bir leğen getirtti. Kucağımda bükülmüştü, öldüğünü bile hissetmedim. Öyleyse ona ne zaman vasiyet etti?" diye itiraz etti."

Kütüb-i Sitte 5764, Buhârî, Vesâya 1, Megâzî 83; Müslim, Vasiyyet 19, (1636); Nesâî, Vesâya 2, (6, 240).

عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ الْعَاصَ بْنَ وَائِلٍ أَوْصَى أَنْ يُعْتَقَ عَنْهُ مِائَةُ رَقَبَةٍ، فَأَعْتَقَ ابْنُهُ هِشَامٌ خَمْسِينَ رَقَبَةً، فَأَرَادَ ابْنُهُ عَمْرٌو أَنْ يُعْتِقَ عَنْهُ الْخَمْسِينَ الْبَاقِيَةَ، فَقَالَ: حَتَّى أَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. فَأَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أَبِي أَوْصَى بِعِتْقِ مِائَةِ رَقَبَةٍ، وَإِنَّ هِشَامًا أَعْتَقَ عَنْهُ خَمْسِينَ، وَبَقِيَتْ عَلَيْهِ خَمْسُونَ رَقَبَةً، أَفَأُعْتِقُ عَنْهُ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّهُ لَوْ كَانَ مُسْلِمًا فَأَعْتَقْتُمْ عَنْهُ أَوْ تَصَدَّقْتُمْ عَنْهُ أَوْ حَجَجْتُمْ عَنْهُ بَلَغَهُ ذَلِكَ.

Amr İbnu Şu'ayb an ebîhi an ceddihî anlatıyor: "Âs İbnu Vâil es-Sehmî, kendi adına yüz kölenin azat edilmesini vasiyet etti. Oğlu Hişam, ona bedel elli tanesini azat etti. Oğlu Amr da ona bedel geri kalan elliyi azat etmek istedi ve: "Hele Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir sorayım!" dedi. Ona gelip: "Ey Allah'ın Resûlü! Babam, kendi adına yüz köle azat edilmesini vasiyet etmişti. Hişam onun adına elli köle azat etti. Benim üzerime de elli tanesi kaldı. Onun adına ben azat edebilir miyim?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm ona: "Eğer o Müslüman idiyse, ona bedel azat etseniz veya ona bedel sadaka verseniz veya ona bedel hac yapıverseniz, bu ona ulaşırdı" buyurdular.

Kütüb-i Sitte 5765, Ebu Dâvud, Vesâya 16, (2883).