Abdullah İbnu Sâib anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın iki rükün arasında şöyle dua ettiğini işittim: "Rabbimiz bize dünyada hayır ver, ahirette de hayır ver ve bizi ateş azabından koru."
HADİS KÜTÜPHANESİ
Kütüb-i Sitte
TAVAF VE SA'YDE DUA
Nâfi' (rahimehullah)'nin anlattığına göre, İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)'i Safâ tepesi üzerinde şöyle dua ederken işitmiştir: "Ey Allah'ım, Kitab-ı Mübîn'inde: 'Bana dua edin, size icâbet edeyim!' (Gâfır 60) diyorsun; sen sözünden dönmezsin. Ben şimdi senden istiyorum: Bana hidayet verip İslâm'ı nasip ettin, onu geri alma. Son nefesimi Müslüman olarak vermemi nasip et." (Âmin) Rezîn şunu ilâve etmiştir: "İbnu Ömer üç kere tekbir getirir ve şöyle derdi: 'Allah'tan başka ilâh yoktur. O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, bütün hamdler O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.' Bunu da yedi kere tekrarlardı. Merve'de de her şavtta aynı şeyleri tekrar ederdi."
Rezîn'in bir rivayetinde şöyle denir: "Bu yirmi bir tekbir, yedi tehlîl eder. Bunlar arasında da dua eder, Allah'tan ister, sonra tepeden inmeye başlar; vadinin tabanına (şimdilerde Yeşil Sütunlara) varınca koşmaya başlar, buradan çıkıncaya kadar koşar, Merve yamacına varınca normal yürümeye devam eder. Tepeye, zirveye çıkar, orada durup Safâ'da yaptıklarını aynen tekrar ederdi. Bunu yedi kere tekrarlar ve böylece sa'yini tamamlamış olurdu."
Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Safâ tepesinde durduğu zaman üç kere tekbir getirip sonra: 'Allah'tan başka ilâh yoktur. O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.' derdi. Ve bunu üç sefer tekrar eder, dua okurdu. Aynı şeyi Merve tepesinde de yapardı."
İbnu Şihâb anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)'in tavaf sırasında telbiye getirmemesi, bunun meşrû olmamasındandır. Bu sebeple oğlu Sâlim de tavafta telbiyeyi mekruh addetmiştir. İbnu Uyeyne der ki: "Kendisine iktida edilip uyulanlardan Atâ İbnu's- Sâib hâriç hiç kimsenin Beytullah'ın etrafında telbiye getirdiğini görmedim." Şâfiî hazretleri ve Ahmed İbnu Hanbel sessizce telbiye getirmeyi câiz bulmuşlardır. Ancak Rebîa tavaf edince telbiye getirirdi." Hanefîlere göre, telbiye, Zilhicce'nin 10'uncu günü (yâni bayramın birinci günü) şeytana ilk taşın atılmasına kadar devam eder, o zaman bırakılır.