HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

CUMA NAMAZININ NAFİLESİ

5 hadis

عن جابر رضي الله عنه قال: دخل رجل يوم الجمعة والنبي صلى الله عليه وسلم يخطب، فقال: «أصليت؟» قال: لا. قال: «فصل ركعتين».

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) hutbe verirken bir adam girdi. Resulullah adama: 'Namaz kıldın mı?' dedi. Adam: 'Hayır!' dedi. Efendimiz: 'Öyleyse iki rek'at kıl!' diye emretti."

Kütüb-i Sitte 2950, Buharî, Cum'a 32, 33, Teheccüd 25; Müslim, Cum'a 55, Ebu Dâvud, Cum'a 237; Tirmizi, Salât 367, (510); .Nesâî, Cum'a 21, 27, (3, .103, 107). Bir rivayette şöyle gelmiştir: ". . . Kalk, iki rek 'at kıl.''

إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيُصَلِّ بَعْدَهَا أَرْبَعًا.

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Sizden biri cumayı kıldı mı, ondan sonra da dört rek'at kılsın."

Kütüb-i Sitte 2951, Müslim, Cum'a 67, (881); Ebu Dâvud, Salât 244, (1131); Tirmizî, Salât 376.

فَإِنْ عَجِلَ بِكَ شَيْءٌ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ فِي الْمَسْجِدِ وَرَكْعَتَيْنِ إِذَا رَجَعْتَ.

Bir rivayette şöyle buyrulmuştur: "Senin acele etmen gereken bir şeyin olursa mescidde hemen iki rek'atı kıl, iki rek'at de dönünce kıl."

Kütüb-i Sitte 2952, Müslim, Cum'a 67, (881).

عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ رَأَى رَجُلًا يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فِي مَقَامِهِ، فَدَفَعَهُ وَقَالَ: أَتُصَلِّي الْجُمُعَةَ أَرْبَعًا؟ وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ يُصَلِّي يَوْمَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ وَيَقُولُ: هَكَذَا فَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.

Nâfi merhum anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ), cuma günü bir adamın, bulunduğu yerde iki rek'at namaz kıldığını görmüştü. Adamı bundan men etti ve: 'Cum'a'yı dört mü kılıyorsun?' dedi. İbnu Ömer, cum'a günü evinde iki rek'at kılar ve etrafındakilere: 'Resulullah böyle kılardı!' derdi."

Kütüb-i Sitte 2953, Buharî, Cuma 39, Teheccüd 25, 29; Müslim, Cum'a 70, (882); Ebu Dâvud, Salât 244, (1127, 1128); Tirmizî, Salât 376, (521, 522); Nesâî, Cum'a 42, 44, (3, 113).

كَانَ إِذَا كَانَ بِمَكَّةَ فَصَلَّى الْجُمُعَةَ تَقَدَّمَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ تَقَدَّمَ فَصَلَّى أَرْبَعًا، وَإِذَا كَانَ بِالْمَدِينَةِ صَلَّى الْجُمُعَةَ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى بَيْتِهِ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَلَمْ يُصَلِّ فِي الْمَسْجِدِ، فَقِيلَ لَهُ، فَقَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَفْعَلُ ذَلِكَ.

Atâ anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) Mekke'de cumayı kıldı mı ilerler, iki rek'at daha kılardı; sonra biraz daha ilerler ve dört rek'at daha kılardı. Medine'de olunca da cumayı kılar, sonra evine döner, iki rek'at daha kılardı; bunu mescidde kılmazdı. Bu durumun sebebi nedir, diye kendisinden sorulmuştu: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) böyle yapardı" dedi.

Kütüb-i Sitte 2954, Ebu Dâvud, Salât. 244, (1130, 1131); Tirmizî, Salât 376, (523).