عن أنس بن مالك رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم أتى منى، فأتى الجمرة فرماها، ثم أتى منزله بمنى ونحر، ثم قال للحلاق: خذ، وأشار إلى جانبه الأيمن، ثم الأيسر، ثم جعل يعطيه الناس. وفي رواية: فقال للحلاق: ها، وأشار بيده إلى الجانب الأيمن هكذا، فقسم شعره بين من يليه، قال: ثم أشار إلى الحلاق وإلى الجانب الأيسر، فحلقه فأعطاه أم سليم.
Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Cemretü'l-Akabe'ye geldi, taşlarını attı, sonra Mina'daki menziline (konakladığı yere) geldi ve kurbanını kesti. Sonra berbere: 'Al!' dedi ve sağ yanını işaret etti. Sonra sol tarafını işaret etti, sonra (kesilen saçları) halka vermeye başladı." Bir rivayette şöyle denir: "Sağ yandan kesileni sağındakilere, sol yandan kesileni de Ümmü Süleym'e verdi."
Kütüb-i Sitte 1427, Buhârî, Vudü 33; Müislim, Hacc 323, (1305); Tirçnizî, Hacc 73, (912); Ebu Dâvud, Menâsik 79, (1981).
Bir rivayette şöyle denmiştir: "Sol taraftan kesilenleri Ebu Talha'ya verdi ve ona: 'Bunu halka dağıt' diye emretti."
Kütüb-i Sitte 1428
Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kadının saçını tıraş etmesini yasakladı."
Bu ziyadeden sonra (Rezîn ilaveten şunu) der: "Onlara sadece taksîr (kısaltma) gereklidir."
Kütüb-i Sitte 1429, Tirmizî, Hacc 75,(914). Rezîn'in ilâvesinde: "...Haccda da, umrede de" ziyadesi vardır.
İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Ey Allah'ım, tıraş olanlara rahmet et' diye dua etmişti. Yanındakiler:
'Kısaltanlara da ey Allah'ın Resûlü!' dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Efendimiz:
'Ey Allah'ım, tıraş olanlara rahmet et!' diye duasını tekrar etti. Yanındakiler tekrar:
'Kısaltanlara da ey Allah'ın Resûlü!' dediler, bu sefer:
'Kısaltanlara da!' buyurdu."
Kütüb-i Sitte 1430, Buhârî, Hacc 127; Müslim, Hacc 316, (1301);Muvatta, Hacc 184, (1, 395); Tirmizî, Hacc 74, (913); Ebu Dâvud, Menâsik 79, (1979).
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُحَلِّقِينَ». قَالُوا: وَلِلْمُقَصِّرِينَ؟ قَالَ: «اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُحَلِّقِينَ». قَالُوا: وَلِلْمُقَصِّرِينَ؟ قَالَهَا ثَلَاثًا، قَالَ: «وَلِلْمُقَصِّرِينَ».
Sahiheyn'in Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'den kaydettiği bir rivayet şöyledir:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ey Allahım, traş olanlara mağfiret et!" demişti, yanındakiler: "Ey Allah'ın Resûlü! Kısaltanlar için de (dua ediver!)" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yine: "Ey Allahım, traş olanlara mağfiret et!" buyurdu. Yanındakiler: "Ey Allah'ın Resûlü! Kısaltanlar için de (dua ediver!)" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ey Allahım, traş olanlara mağfiret et!" dedi. Yanındakiler: "Ey Allah'ın Resûlü! Kısaltanlara da (dua ediver!)" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bu üçüncü talepte): "Kısaltanlara da!" dedi."
Kütüb-i Sitte 1431, Buhâri, Hacc 127; Müslim, 320, (1302).
عَنْ يَحْيَى بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ جَدَّتِهِ، أَنَّهَا سَمِعَتِ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ دَعَا لِلْمُحَلِّقِينَ ثَلَاثًا وَلِلْمُقَصِّرِينَ مَرَّةً.
Müslim'de Ümmü'l Husayn (radıyallahu anhâ)'ın bir rivayeti şöyledir: "Veda haccında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın, traş olanlara üç kere, kısaltanlara bir kere dua ettiğini işittim."
Kütüb-i Sitte 1432