عن محمد بن الحنفية قال: قال علي رضي الله عنه: كنت رجلاً مذاءً، فاستحييت أن أسأل رسول الله صلى الله عليه وسلم لمكان ابنته، فأمرت المقداد بن الأسود رضي الله عنه فسأله، فقال: «يغسل ذكره ويتوضأ»
Muhammed İbnu Hanefiyye anlatıyor: "Hz. Ali radıyallahu anh dedi ki: 'Ben mezisi akan bir kimseydim. Bunun hükmü hususunda, kızı hanımım olması sebebiyle, Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'a soramamıştım. Mikdâd İbnu'l-Esved radıyallahu anh'a söyledim, o sordu. Şu cevabı almıştık: (Mezisi gelen kimse) zekerini yıkar ve abdest alır.'"
Kütüb-i Sitte 3632
Muvatta ve Ebu Dâvud'un rivayetlerinde Mikdâd şöyle demiştir: "Hz. Ali radıyallahu anh, bana, kendisi için Resûlullah'tan, kadınına yakınlaşınca mezisi akan kimseye ne gerektiği hususunda sormamı söyledi. Ali ilâveten dedi ki: 'Zira yanımda Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın kızı var, bu sebeple bizzat sormaktan utanıyorum.' Mikdâd der ki: Ben bu mesele hakkında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a sordum. Şu cevabı verdi: 'Biriniz buna rastlarsa fercini su ile yıkasın. Namaz abdesti ile abdest alsın.'" Ebu Dâvud bir başka rivayette şu ziyadeyi kaydeder: "...zekerini ve iki husyesini yıkasın."
Kütüb-i Sitte 3633, Tirmizi, Tahâret 83, (114); Nesâi, Taharet 112, (1, 96, 97) Gusl 28, (1, 213); Ebu Dâvud, Tahâret 93, (206, 207, 208, 209).
Yine Ebu Dâvud'un bir diğer rivayeti şöyledir: "Hz. Ali radıyallahu anh dedi ki: 'Ben mezisi akan bir kimseydim, yıkanmaya başladım. (Sonunda) sırtım çatlayacak hâle geldim. Durumu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a zikrettim -veya ona zikredildi-. Bunun üzerine aleyhissalâtu vesselâm: Öyle yapma, (her seferinde yıkanma)! Meziyi gördün mü, zekerini yıka, sonra da namaz abdestiyle abdest al. Ancak meni atacak olursan o zaman yıkan! buyurdular.'"
Kütüb-i Sitte 3634, Ebu Dâvud, Tahâret 93, (203).
Sehl İbnu Hüneyf radıyallahu anh anlatıyor: "Ben mezi akıntısından epey bir sıkıntıda idim. Bu yüzden sık sık gusül yapıyordum. Sonunda Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bu husustan sordum. Bana: 'Meziden dolayı sana abdest kâfidir!' buyurdular. 'Ey Allah'ın Resûlü! Elbiseye değen meziden ne yapmalıyım?' dedim. 'Bir avuç su alıp, bunu, mezinin değdiğini zannettiğin yerlere serpmen sana yeterlidir!' cevabını verdi."
Kütüb-i Sitte 3635, Ebu Dâvud, Tahâret 83, (210); Tirmizi, Tahâret 84, (115); İbnu Mâce, Tahâret 70, (506).
سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَمَّا يُوجِبُ الْغُسْلَ، وَعَنِ الْمَاءِ يَكُونُ بَعْدَ الْمَاءِ، فَقَالَ: «ذَاكَ الْمَذْيُ، وَكُلُّ فَحْلٍ يُمْذِي، فَتَغْسِلُ مِنْ ذَلِكَ فَرْجَكَ وَأُنْثَيَيْكَ، وَتَوَضَّأْ وُضُوءَكَ لِلصَّلَاةِ».
Abdullah İbnu Sa'd el-Ensâri radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'dan guslü gerektiren şeyler nelerdir, sudan sonra olan sudan sordum. Şu cevabı verdi:
"Bu mezidir. Her erkek mezi ifrâz eder. Mezi akınca fercini ve husyelerini yıkarsın ve namaz abdestiyle de abdest alırsın."
Kütüb-i Sitte 3636, Ebu Dâvud, Tahâret 83, (211).
مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ قَالَ: إِنِّي لَأَجِدُهُ يَنْحَدِرُ مِنِّي مِثْلَ الْخُرَيْزَةِ، فَإِذَا وَجَدَ ذَلِكَ أَحَدُكُمْ فَلْيَغْسِلْ ذَكَرَهُ، وَلْيَتَوَضَّأْ وُضُوءَهُ لِلصَّلَاةِ. يَعْنِي: الْمَذْيَ.
Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Ben de (meziyi), kendimden ipek ipliği gibi iner görürdüm. Öyleyse bunu sizden biri görünce (telaşlanmayıp) zekerini yıkasın ve namaz abdestiyle abdest alsın." Burada meziyi kastetmiştir.
Kütüb-i Sitte 3637, Muvatta, Tahâret 54, (1, 41).