HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

İHLAS SURESİ

8 hadis

قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِأَصْحَابِهِ: «أَيَعْجِزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَقْرَأَ ثُلُثَ الْقُرْآنِ فِي لَيْلَةٍ؟» فَشَقَّ ذَلِكَ عَلَيْهِمْ، وَقَالُوا: أَيُّنَا يُطِيقُ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ فَقَالَ: «اللَّهُ الْوَاحِدُ الصَّمَدُ ثُلُثُ الْقُرْآنِ».

Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün ashabına: 'Sizden biri bir gecede Kur'ân-ı Kerim'in üçte birini okumaktan aciz midir?' diye sordu. 'Buna hangimiz güç yetirebilir?' dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Allahu Ahad, Allahu's-Samed (İhlâs sûresi) Kur'ân'ın üçte biridir.' buyurdu."

Kütüb-i Sitte 886, Buharî, Fedâilu'l-Kur'ân 13, Tevhid 1; Müslim, Müsâfırin 259, (811); Tirmizî, Sevâbu'l- Kur'ân 11, (2898); Nesâî, İftihah 69, (2,171); Muvatta, Kur'ân 17, 19 (1, 208); Ebu Davud, Vitr 18, Salât 353, (1961); İbnu Mâce, Edeb 52, (3787, 3788, 3789).

عَنْ أَنَسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَجُلًا قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي أُحِبُّ هَذِهِ السُّورَةَ: «قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ». قَالَ: «إِنَّ حُبَّهَا أَدْخَلَكَ الْجَنَّةَ».

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir kimse, İhlâs sûresini kastederek: 'Ey Allah'ın Resûlü, ben bu sûreyi seviyorum.' dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Onu sevmen seni cennete sokacaktır.' dedi."

Kütüb-i Sitte 887, Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân 11, (2903).

عَنْ أَنَسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: مَنْ قَرَأَ «قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ» فِي كُلِّ يَوْمٍ مِائَتَيْ مَرَّةٍ، مُحِيَ عَنْهُ ذُنُوبُ خَمْسِينَ سَنَةً، إِلَّا أَنْ يَكُونَ عَلَيْهِ دَيْنٌ.

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Kim Kul hüvallâhu ahad sûresini günde iki yüz sefer okursa, üzerindeki kul borcu hariç, elli yıllık günahı amel defterinden silinir."

Kütüb-i Sitte 888, Tirmizî, Sevabu'l-Kur'ân 10, (2900).

وَبِهَذَا الْإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ أَرَادَ أَنْ يَنَامَ عَلَى فِرَاشِهِ فَنَامَ عَلَى يَمِينِهِ، ثُمَّ قَرَأَ قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ مِائَةَ مَرَّةٍ، فَإِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ يَقُولُ لَهُ الرَّبُّ تَبَارَكَ وَتَعَالَى: يَا عَبْدِيَ ادْخُلْ عَلَى يَمِينِكَ الْجَنَّةَ»

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Kim yatağında uyumak isteyince sağ tarafının üstüne yatar, sonra da Kul hüvallahu ahad'ı yüz kere okursa, Rab Teâlâ kıyamet günü kendisine: Ey kulum! Sağının üzerinden cennete gir, diyecektir.'"

Kütüb-i Sitte 889, Tirmizî, Sevâbu'1-Kur'ân 10, (2900).

أَنَّ الْمُشْرِكِينَ قَالُوا لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: انْسُبْ لَنَا رَبَّكَ. فَأَنْزَلَ اللَّهُ: قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ، اللَّهُ الصَّمَدُ. فَالصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ؛ لِأَنَّهُ لَيْسَ شَيْءٌ يُولَدُ إِلَّا سَيَمُوتُ، وَلَيْسَ شَيْءٌ يَمُوتُ إِلَّا سَيُورَثُ، وَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَا يَمُوتُ وَلَا يُورَثُ. لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ. قَالَ: لَمْ يَكُنْ لَهُ شَبِيهٌ وَلَا عِدْلٌ، وَلَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ.

Übey İbnu Ka'b (radıyallahu anh) anlatıyor: "Müşrikler, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e: 'Rabbini bize tavsif et (tanıt)!' dediler. Bunun üzerine İhlâs sûresi indi: 'De ki: O, Allah'tır, birdir. Allah sameddir (hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır). Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi ve benzeri değildir' (1-4). Übey (radıyallahu anh) bu sûrede geçen bazı tabirleri şöyle açıkladı: 'Samed, doğurmayan ve doğurulmayan demektir. Çünkü doğan her şey mutlaka ölecektir. Ölen her şeye vâris olunacaktır. Allah ise ne ölür ne de O'na vâris olunur. Hiçbir şey O'nun dengi ve benzeri değildir âyeti de O'na bir benzer, bir denk olmadığını, Allah'a benzeyen hiçbir şey bulunmadığını ifade eder.'"

Kütüb-i Sitte 890, Tirmizî, Tefsir, İhlâs, 3361, 3362).

قَالَ أَبُو وَائِلٍ: الصَّمَدُ السَّيِّدُ الَّذِي قَدِ انْتَهَى سُؤْدُدُهُ.

Ebu Vâil (rahimehullah) demiştir ki: "Samed, efendilikte son mertebeye ulaşan efendidir."

Kütüb-i Sitte 891, Buhârî, Tefsir, İhlâs 2.

قال الله تعالى: كذبني ابن آدم ولم يكن له ذلك، وشتمني ولم يكن له ذلك، فأما تكذيبه إياي فقوله: لن يعيدني كما بدأني، وليس أول الخلق بأهون علي من إعادته، وأما شتمه إياي فقوله: اتخذ الله ولداً، وأنا الأحد الصمد، لم ألد ولم أولد، ولم يكن لي كفواً أحد.

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Allah Teâlâ Hazretleri diyor ki: Âdemoğlu bana şetmediyor (hakkımda münasip olmayan söz sarf ediyor). Ancak bu ona yakışmaz. Âdemoğlu beni tekzip ediyor, ancak beni tekzip etmek ona yakışmaz. Bana ettiği şetme gelince, bu onun bana evlât nispet etmesidir. Tekzibine gelince, bu onun ‘Allah, yarattığı gibi beni tekrar diriltmeyecek’ demesidir. Hâlbuki ikinci sefer tekrar diriltmek bana, yoktan var etmeye nazaran zor gelecek bir iş değildir."

Kütüb-i Sitte 892, Buharî, Tefsir 1, Bed'u'l-Halk 1; Nesâî, Cenâiz 117, (4,112).

وأما شتمه إياي فقوله: اتخذ الله ولداً، وأنا الأحد الصمد، لم ألد ولم أولد، ولم يكن لي كفواً أحد.

Yine Buharî ve Nesâî'de kaydedilen bir diğer rivayette: "Bana olan şetmi, ‘Allah kendisine çocuk edindi’ demesidir. Hâlbuki ben bir tekim, Samed'im; doğurmayan, doğurulmayan, hiçbir misli bulunmayanım."

Kütüb-i Sitte 893