HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

ABDULLAH İBNU HUZÂFE ES-SEHMİ VE ALKAME İBNU MÜCEZZİZ EL-MÜDLİCİ

3 hadis

Ali İbnu Ebi Talib radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir seriyye gönderdi ve birliğin başına Ensar'dan bir zat koydu ve askerlere komutanlarına itaat etmelerini emretti. (Sefer esnasında komutan, bir meseleden) öfkelenip: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana itaat etmenizi emretmedi mi?" dedi. Hepsi de: "Evet, emretti!" dediler. "Öyleyse, dedi, derhal bana odun toplayın!" Hemen odun toplanmıştı. Bu sefer: "Ateş atın!" emretti. Ashab (odun yığınına) ateş attı. Komutan: "İçine girin!" emretti. Girmek üzere ilerlediler. Ancak birbirlerinden tutup: "Biz, ateşten kaçarak Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a geldik (şimdi ateşe girmemiz olur mu?)" diyerek girmediler. Öyle durdular. Ateş söndü. Komutanın da öfkesi geçti. Bu vak'a Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a intikal edince: "Eğer girselerdi, Kıyamet gününe kadar bir daha ondan çıkamazlardı! Allah'a isyanda (kula) itaat yok! Taat ma'ruftadır!" buyurdular.

Kütüb-i Sitte 4269, Buhari, Megazi, 59, Ahkam, 4, Haberu'l-Vahid 1; Müslim, İmaret 40, (1840); Ebu Davud, Cihad 96, (2625); Nesai, bey'at 34, (7, 159). HZ. EBU MUSA VE MUAZ'IN YEMENE GÖNDERİLMESİ (Veda Haccından Önce)

Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, beni ve Muaz radıyallahu anhüma'yı Yemen'e gönderdi ve şu tenbihte bulundu: "İnsanları dine (tatlılıkla) davet edin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Uyumlu olun, geçimsiz olmayın." Biz Yemen'e vardık. Her ikimizin ayrı birer çadırı vardı, çadırlarımızı müstakillen kullanıyorduk. Birbirimize ziyaretlerimiz olur, birleşirdik. Bir seferinde Muaz, Ebu Musa radıyallahu anhüma'ya geldi. Ebu Musa, çadırının önünde oturuyordu. Yanında (zincire vurulmuş), öldürmek istediği bir Yahudi duruyordu. "Ey Ebu Musa, nedir bu manzara (ne oluyor?)" dedi. "Bu bir Yahudidir, Müslüman olmuştu, tekrar Yahudiliğe döndü" dedi. "Sen onu öldürmeyince oturmayacağım!" dedi. Kalkıp öldürdü. Sonra oturup konuşmaya başladılar. Muaz radıyallahu anh: "Ey Ebu Musa, Kur'an'ı nasıl okuyorsun?" diye sordu. "Yatağımın üzerinde, namazımda, bineğimde zaman zaman (fırsat buldukça) parça parça okuyorum!" dedi. Sonra Ebu Musa, Muaz'a: "Ya sen nasıl okuyorsun?" diye sordu. "Bunu sana bildireceğim: Ben uyurum, sonra kalkar Kur'an'dan okurum. Böylece uyanıkken ümit ettiğim sevabı uykumda da kazanacağımı ümit ederim" diye cevap verdi.

Kütüb-i Sitte 4270, Davud, Hudud 1, (4354, 4355, 4356, 4357); Nesai, Taharet 4, (1, 10). ALİ İBNU EBİ TALİB VE HALİD İBNU VELİD'İN YEMEN'E GÖNDERİLMESİ (Veda Haccından önce)

Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Ali radıyallahu anh'ı humusu (ganimetin beşte birini) almak üzere Halid'e gönderdi. Halid radıyallahu anh, humusu ona verdi. Ali, ondan (kendine) bir cariye seçti. Ali, geceleyin gusül yapmış olarak sabaha erdi. Ali'ye kızmıştım. Halid radıyallahu anh'a: "Şunu görmüyor musun?" diye söylendim. Sonra da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelince durumu anlattım. "Ey Büreyde! buyurdular, sen Ali'ye kızıyor musun?" "Evet!" dedim. "Kızma! buyurdular, zira onun humustaki hissesi aldığından fazladır." (Ondan sonra Ali en çok sevdiğim insan oldu.)

Kütüb-i Sitte 4271, Buhari, Megazi, 61.